En çirkin terkedişlere degişirdik , en güzel sevmelerimizi…
Oysa ki ölçemezdik hiçbir zaman ;
Esaret kalmış hasretimizi ,
Meblası meçhul , kefalet bedeliyle
Aşkın…
Tanrı biliyor ya !
Ne de çok ıslandın !
Kirpiklerimin altında…
Ne elbiseler parçaladı bu düşüşler ,
Diz kapakları…
Şimdi ;
Nasıl , gece direnemiyorsa gündüze ,
Güneşin ilk ışıklarıyla gidiyorsa ,
Her saat , dakika , saniye yavaş yavaş
İşte öyle gidiyorum usulca.
Yılların yolcusu diye sesleniyor cam kenarı
Ve ekliyor ardından :
– Vakit geldi , numaran , sensizlik…