Kayıt Ol
May 2, 2014
1028 Views
0 0

YAĞMUR VE TANRI

Written by

Yağmura emretmişti tanrı ve yağdı

O sisli, soğuk ve bir vitrin gibi duran havayı

Ağır ağır, içten yararak.

Bir türlü gelemeyen sonbaharın acısını çıkarıyordu yağmur

Gölgeleri silerek yeryüzünden

Karbonatlı bir koku bırakıyordu değdiği elyaftan yapma ağaçlara

Bir sel oldu yağdı içimin en derin, buğu tutmamış organlarına

Köprülerden taştı yağmur

İnsan malzemesi olan o canlı çamurlarıyla

Yollardan geçti, asfalt kokusunu sildi yağmur

Islak bir tavuğun kokusunu bırakarak

Otobüs duraklarının o eşsiz manzarasına yağdı yağmur Nuh’u anımsatarak

Elleri yoktu yağmurun

Ama uzandı gökyüzünden yerin en dip kısmına

Gözleri yoktu yağmurun

Ama görüyordu sonbahara olan özleminin acısını çıkarmışlığını

Bir beden değildi yağmur

Ama hissediyordu insanlar onu

Vücutlarında ipekten bir dokunak gibi.

 

Yağmur durmuyordu

Kim bilir? Belki de izliyordu tanrı

Kim bilir? Belki de tanrının elleri, gözleri ve bedeniydi yağmur

“bu” dedi belki de ”benim size varlığımın en güzel ispatı”

Kim bilir? Göz yaşlarıydı beklide yağmur tanrının

Eğer öyle olsaydı o kedi görünümlü vazolar bile biliyordu

Tanrının çoğu şeyi içine attığını…

 

Yağmura emretmişti tanrı ve durdu

Sanki çekti tanrı ellerini, gözlerini ve bedenini yeryüzünden

Duruldu köprüler

Duruldu otobüs durakları

Duruldu dokunak vaziyetinde olan ve

Bir varlık olmaktan ileri gidemeyen her şey

Ağaç dallarından damlarken göründü bir ara

Sordurdu tüm insanlığa

“bir yağmur muydu

yoksa yağan her şey gibi bir şey miydi içimize?”

Kadehler tokuştu, şarkılar söylendi

Yağmurun şarkısı şimdi çalıyordu sanki

Yağmura emretmişti tanrı ve söyledi

Dünden bugüne, hüzünden kalan ne kadar şarkı varsa…

Avatar

Latest posts by Deniz Tuger (see all)

Article Categories:
Şiir

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.