Bazen bir sırrı çözdüğümüze inanırız.
Bitiremediğimiz bir yapbozu, başkalarının uzattığı parçalarla tamamlamak isteriz.
Bu bizi en kısa yoldan sonuca ulaştırır.
Tamamlandığı düşünülen yapboz rafa kaldırılır.
Başardığımızı söylerler.
Bu, tatmin edicidir..
Mevsimler geçer,
Bir filiz çınar olur..
Bir gün, bize ait olan parçaları içimizde bulduğumuzda,
uzatılan parçaların aslında yapbozu tamamlamadığını fark ederiz.
Değiştirmek isteriz..
Sonra anlarız,
yapboz artık tozlanmıştır,
uzattıkları parçaları çıkartmak olanaksızdır.
Kendi parçalarımızı bırakırız usulca “orda olmaması gerekenlerin” üzerine.
Resim değişir,
somurtkan şirin gülümser,
hatırlarız..
Ve biz,
Bu yeni resmi gördüğümüzde,
Ne zaman ve nasıl kaybolduğumuzu,
bir daha hiç unutmayız..