Kayıt Ol
Nis 24, 2016
926 Views
0 0

Yaramız Müfredat Dışıdır Abiler

Written by

11080378_746663635448632_6990138186432698803_o

” Bir dost’ta ithafen ”

 

Bir gün bir kitap okudum. Hayatım değişmedi. Sonra başka bir gün bir kitap daha okudum ve yine hayatım değişmedi. Çok sonra bir gün birini tanıdım ve altı milyara bölündü yüreğim. O zaman hayatım benim hayatım dedim!

Sabahın ilk saatleri ve yüzümü kesen soğuk bir suyla uyandım. Kızgın bir boğayı andıran bir sesle ‘kalk ulan it’ diye çemkiriyordu tam karşım da duran babam. Baba bir evin en büyük hatasıdır bazı çocuklar için Allah tarafından verilen. Ben kalkmamak için direniyorken o ise namaza geç kalacağımızı ve hemen abdest alıp peşine takılmamı istiyordu. Bazı sabahlar dejavu olunmuş gibidir. Çünkü daha önce o anı yaşamışsındır ve bilmem kaçıncı küfrünü ediyorsundur. Bayram sabahları mutlu olurmuş eskiden insanlar. Fakat tam karşımda savaş bekleyen bir at gibi duran babam silahı çalınmış bir komutanın bakışıyla beni keserken o kahverengi gözleriyle öyle olduğuna hiç inanmıyordu. Apar topar ayağı kalkmış üstümü değiştirmiş ve babamın bir sonraki emrine kadar gözlerimi uyku moduna almış bekliyordum. Bayram sabahlarını küçükken severdim bende herkes gibi, sadece biraz farklı bir sevinç benimkisi. Eğer doğuda doğmuş iseniz bayram sizin öldüğünüz gündür derdi yetmişlik ninem. Babam ağzında sigarası taranmış bıyığı ve kehribar tespihiyle salonda benim adımı haykırdığında tekrar ben çoktan orada olmuştum. Artık tamamdı babam ben imam ve cemaat her şey birazdan olacak o muhteşem ve bir o kadarda gereksiz tokalaşmalar içindi.
Aklımda bunlar olup biterken Reyhan kahvaltıyı hazırlamış ve beni beklemeye koyulmuştu masada. Bizim beraber geçireceğimiz ilk bayramımızdı bu. Çocukluk günleri aklımdan geçince hep mutsuz olurdum ben. Bunu artık anlamış olan Reyhan bu durumlarda bana dokunmaz gelir başucuma çay koydum içer miyiz derdi. Bunu der demez gülümserdim ona doğru, o sormaz ben de demezdi durumu. Çünkü bazen kelimeler israftır bu gibi durumlarda. Doğuda çok konuşulmaz kelimelerle ne denirse gözlerle söylenir çoğu zaman ama kimse bunu bir kurala ya da kitaba kaydetmemiştir. İslam buna Hissi kablel vuku der. Biz sevda deriz. Kalktım yüreğini elledim, yüreğimi çoktan fetheden o kadına o müthiş ve muazzam insana. Sen dedim bir evin en büyük hatasından cenneti vadeden bir insan oldun var mı bundan büyük mucize. Güldü. Konuşmadan kahvaltımızı yapmaya başlamıştık bile. Mezarlığa gidecek miyiz diye sordu. Bayramlar da sevdikleri ziyaret edilirdi. Bizim sevdiğimiz bütün insanlar öleli bir yıldan fazla olmuştu bu yüzden de bizde mezarlığı sevdiklerimizin evi bellemiştik. Hiç gitmez miyiz can içim dedim. Bir daha bana gülümsemiş ve benim için bayram artık bitecek kıvama gelmişti. Kahvaltı masasını beraber topladık. Kahvelerimizi balkonda içip yola koyulacaktık birazdan. Suyu ben koymuştum. Gerisini işin ustasına bırakmak daha uygun düşer deyip geri çekilmiştim. Düşündüğüm gibi de olmuş ve yine kaçtın deyip oturdu yanı başıma. Birazdan her şeyi kazanıp ve kaybettiğimiz yere gidecektik. Artık gidelim dedi. Bir şey demeden kalktık ve yola koyulduk. Mezarlıktan korkan o küçük çocuklar sevdiklerini tek tek oraya gömdükten sonra tek gidecek yeri olur. Bunu kendimden de biliyordum. Mezarlıkta iki saat kadar bekledikten sonra Barnasın bana doğru gelişini görüp toparlandım biraz. Sessizce yanıma geldi. Ellerini açıp bir şeyler okudu ki büyük ihtimalle fatihayı ancak okumuştu o kısa sürede. Döndü bana hadi kalk gidelim buradan. Başımı önümden kaldırmadan neden diye sordum. Yüzüme acı ve bir o kadar aşağılayıcı bir biçimde baktıktan sonra; kabullen artık Reyhan öleli üç yıl oldu. Baban evde seni bekliyor deyişi Barnasın artık büyüdüğünü göstermiyordu. Onun da artık gidişinin zamanı gelişini gösteriyordu. Ne ekersen onu biçersin diyen Barnas hançeri soktuğu yetmezmiş gibi bir de yarayla dalga geçer olmuştu. Sahi ben ne ektim bu kadar acı bir hasat topladım. Öyle sanıyordum ki ben mutluluk ektim sevda ektim fakat elim yüreğim kan için de kalana kadar acı biçtim. Son defa kabristana baktım sonra Barnasa baktım arada bir fark dahi bulamadım. Barnasın yanından ayrılırken “nefes almak sadece ağaca işkenceyse yaşamıyorsundur” deyip uzaklaştım evimden!

Mazlum Önalan

Saatte iki yüz kilometre hız yapan bir arabayla eşit hızda kaybetmeye başladık.
Üstelik A şehrinden B şehrine gitmekte önemini yitirdi..
Avatar

Latest posts by Mazlum Önalan (see all)

Article Categories:
Hikaye Öykü

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.