Bakıyordu.. Nereye ?
Önünde, arkasında, sağında ve solunda her yerinde akıp giden zamana bakıyordu. Ve ellerini uzatıp dokunuyordu. Ne hissedebilirdi ki? Boşluğa dokunan biri ne hissederse.. Ne görülebilecek bir şey vardı ortada, ne de dokunulabilecek bir şey. Gerçekten inanıyor muydu zamanın var olduğuna? Geride kalanlar neydi peki? Ya henüz yaşanmışlık olmamış yaşanacaklara ne demeli?
Zaman sığmıyor bu dünyaya!
Zamanı yarıp geçen bakışları, birden geçmişine yöneldi. Anlamadığı bir şey vardı: ‘’ zaman bütün bu yaşanmışlıkları nasıl saklayabiliyor, bütün bu yaşanmışlıklar nasıl oluyor da zamana sığıyor?’’. Ve diyordu ona küçük adam:’’ zaman hiçbir şeyi unutmaz bayım!’’
Neydi bütün bu insanlığın zamandan alıp veremediği? Zaman, her şey değil miydi insan için? Oysa, zaman yan etkileri unutulan bir ilaç değil miydi?
Bütün bu şeyler birisi tarafından kitaba yazılmıştı. Sayfalar çevriliyordu, uçuşuyordu, savruluyordu… zamanı bitenin masalı bitiyordu; ölüm..
Ve anlıyorum bayım!
Birisi yazıları zamanın üstüne yazmış
Zaman geçtikçe yazılan gerçekleşiyor
Zaman biterse yazılar da bitiyor.