Sen çıkıp gelmiş olsaydın sadece bana, ben de bunları yazma ihtiyacı hissetmeseydim. Sahip olduğum çokluk yerine tek olsaydın keşke,
bütün olsaydık seninle ve başka bir şeye ihtiyacımız olmasaydı. Kendimden çok seni sevseydim sonsuza dek, ikiye ayırsaydım insanları, sen ve diğerleri diyerek. Seni bana katıp biz olmasaydık ama. Tekil şahıslarda tanımlansaydık en azından, ben sen olsaydım veya sen ben. Güç mücadelesi olmasaydı kim olacağımız. Yeter ki
çoğul olmasaydık. Dolapta bulduğumuz bir şişe birayı beraber içmek olsaydı en büyük mutluluğumuz. ya da ne bileyim, sabah yağmur yağdı diye sevinseydik, korkmasaydık ıslanmaktan. Sudan çıkmış sıpa gibi olsaydık. Gülseydik birbirimize. Eğlenmek için sadece sana ihtiyacım olsaydı. Bir parçam olsaydın, mesela nefes borum. Hiç bıkmasaydım senden. Zaten nefes borusundan bıkar mı insan? Mutsuz olduğumuz anlarda olsaydı tabi. Seni beni mutlu ettiğin için sevmeseydim hiçte öyle olmadı doğrusu evet. Ama mutsuzluğunda da yanında olsaydım. Duygu yüklü film sahnelerinde beraber ağlasaydık mesela. Kızmasaydım kendime, elindekilerin kıymetini bil oğlum, tek başına da bir bireysin, başkasına ihtiyacın yok diye kandırmasaydım kendimi yıllar oldu hala beceremedim.
Gözlerine baksaydım ve o an önemi olmasaydı hiç bir fiziksel özelliğin. Sana, seni seviyorum demeseydim keşke hiç. Sözlere gerek olmasaydı. Bilseydim senin bensiz yaşayamayacağını.
Ayrılık gibi bir seçenek olmasaydı. Sen olmasan hayat devam etmeseydi bu sefer. Ölüyorum diyip bir süre sonra bunu da atlattım demeseydim. Sen yoksan, ben de kalmasaydım bu dünyada. Bütün arkadaşlarıma, dünyanın en mükemmel ailesine bencillik yapıp ölseydim sensizlikten. Ama seni sevmek için sana da ihtiyacım
olmasaydı. Sevgim baki, varlığın ödül olsaydı. Değerinin sen varken farkında olsaydım keşke. Varlığı önemsizken yokluğuyla önemli olanlardan olmasaydın. Hatta karşılaştırmasaydım seni kimseyle.
Daha zamanı var demek ki karşıma çıkmana diye avutmasaydım kendimi. Seni yaşamadan zaman geçmeseydi. Olsaydın da eksik olmasaydım. Eksikliğimi doldurayım derken iyice boşaltmasaydım kendimi. Doğrular – yanlışlar, dün – yarın, pişmanlık – kaygı olmasaydı aramızda. bir tek sen olsaydın, yetseydi. Sen çıkıp gelmiş olsaydın da ben bunları yazma ihtiyacı hissetmeseydim. Sensizlikten değil de
senin uyumanı izlemek için uyuyamasaydım. Hatta seni unutmak unutabilmek için başkalarını sevmek zorunda olmasaydım. Veya Sevebilseydim keşke. Belki o zaman herşey daha güzel olurdu.
Ama olmadı, olmayacak biliyorum.