İnsanlara kalbimi açmayı hiç sevmedim ben. Yalnızım ya kimsesiz hissediyorum, Eve dönüyorum şu an bu satırları da otobüste yazıyorum. Gerçi çocukluğumda bildiğim ev nerede, şimdi yaşadığım bu ev nerede. 15 yaşımdayken hayatım değişmeye başladı benim. İlk defa sigara içtim mesela, ilk defa sevdim. İlk defa birisi seni seviyorsa nasıl hissediyorsun anladım. Seviyor sandım. Oysa şimdi geride kaldı o zamanlar. Eksik hissediyorum, çok güçsüz hissediyorum. Hani yokuş çıkarken sonlara doğru “az kaldı zaten biraz daha zorlayayım” der ya insan, ben sanki hayatı zorlayarak yaşıyor gibi hissediyorum. Hep bir şeylere direnç göstermeliyim gibi sanki, pes etmemeye çalışıyorum. Kabul ederim ama bazen pes ediyorum. Hasta olduğumda yatmıyorum mesela, sarhoş olduğumda dengede durabilmek için zorluyorum kendimi, son ağladığımda yağmur yağıyordu deliler gibi, açmadım şemsiyeyi sırılsıklam ıslanırken kimseye göstermedim ağladığımı. Canım acıdığında ses çıkarmamaya çalışıyorum mesela, ağır bir içki içtiğimde yüzümü ekşitmemeye çalışıyorum. Hep tetikte yürüyorum dışarıda, bir şey olursa nasıl ve ne tepki veririm diye düşünüyorum, olduğumdan güçlü görünmeye çalışıyorum. Dik durursam, beni daha çok seveceksiniz gibi geliyor bana. Zayıflıklarımı gösterdiğim kim varsa gitmedi mi zaten.
Ama yine de ne fayda. Şimdi de yalnızım ya, ekstra yük taşıyormuş gibi hissediyorum kendimim o, yılmak üzereyim artık.