Kayıt Ol
Şub 5, 2017
836 Views
2 2

EDİRNE’DEN VAN’A KADINLARIMIZA

Written by

Cennet vatanın kutsal anaları! Trakya’dan Karadeniz’e, İç Anadolu’dan Doğu Anadolu’ya; Güneydoğu’dan, AK Deniz’e ve oradan Ege ve Marmara bölgemizdeki kadınlarımıza bir çift
sözüm var.
Biliyorum ki bu yazıyı okuyorsanız, bilişim çağında, iletişim araçlarını da kullanıyorsunuz.
Öyleyse benim ne dediğimi, niçin size seslendiğimi de çok iyi anlayacak, tereddüt ettiğiniz yerde arşivlere girerek doğru söyleyip söylemediğimi sorgulayacak donanımdasınız.
Bu gün sizlerle, siyasetin çok istismar ettiği, diyanetin boğazınıza yapıştığı; hayatınızı zehir ettiği kıyafet üzerine söyleşelim konuşalım istiyorum.
Keşke yazı aralarına resim serpiştirecek donanımda programım olsaydı da, yayı görsellerle
destekleyerek sunabilseydim.
Biliyorsunuz, ülkemiz gündemini uzun süre işgal eden; laik cumhuriyete ve de kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e saldıranların Anadolu kadınına dayattığı baş örtüsü ve kıyafet üzerinden;
makam mevki; mal mülk ve kazanç elde edinilen bir konuyu dikkate sunmak: üzerinde ciddi ciddi düşünelim istiyorum.

Aklınızdan geçenleri biliyorum. Önümüzde Anayasa değişikliği varken, Türkiye referanduma kilitlenmişken bu da nereden çıktı diye gözlerimin içine bakarak soruyorsunuz.
İşte ben de tam bunu düşünmeniz için gündemime aldım, konuşalım istedim.
Görünen o ki kendilerini kılık ve kıyafetleriyle iktidara yakın hissedenler, sırf bu yüzden peşinen siyasi iktidara boyun eğecek.
Çocuklarının geleceğini, torunlarının istikbalini göz göre göre riske atacak..bu yüzden olanlara seslenmek istiyorum.
Anadolu’da kendini ayrı etnik kökenlerden kabul eden onlarca kültürel davranış ve oluşum mevcut

Bu kültürel yapıyı ayrıştırmak ve ayrıştırdığı toprakları, arpalık olarak ekip biçerek mal mülk ve saltanat elde edenler; ne zaman ekrana çıksa; ormanın içindeki, çamı, köknarı, ladini, kestaneyi, meşeyi sayarak korulukları çoğaltıyor.
Bir de işin içine din girince, yeme de yanımda yat! Artık bu topraklara ne ekersen 1/10 değil 1/100 veriyor.
Halbuki orman içindeki ağaç tür ve nevileri/ envaliyle ormandır. Onları birini diyerinin içinden ayıklarsak, tek tür kalsa; o zaman orman diye bir şey kalmaz ki! Hangi ağaç türü varsa o türün korusu olur. mesela çamlık, meşelik vs gibi.
Milletimizi ayrıştır anların Cumhuriyeti yok edip, yerine tek adam rejimi ikame etmek isteyenlerin oyununu bozmak siz 7 bölgenin kadınlarına kaldı.
Onun için coğrafyamızda değişik kültürleri benimseyerek yaşayan, kadınlarımızın, kıyafetlerine bir göz attım.

Hiçbir gölgemizin kadın kıyafeti: ne iktidarın dayattığı, ne de din adına diyanet ve cemaatlerin biçimlendirdiği kıyafet bizim coğrafyamızın kadınlarının giydiği ortak kıyafet değil.
Ne Karadeniz bölgemizde yaşayan kadınlarımızın kıyafeti, ne doğu ve güneydoğu bölgemizdeki bacılarımızın kıyafeti, ne de diğer bölgelerimizdeki analarımızın kıyafeti; iktidarın dayattığı kıyafet köklerimize ait değil.
Hele baş örtüsü diye dayatılan örtünme biçimi, kara çarşaf, peşe : bu coğrafyada takılan örtülen bir aksesuar değil.
Türk Kadınları, Kürt kadınları, Çerkezler, Gürcüler, Lazlar diye ayrıştırılan kültürel farklılıklar; tarih boyunca bu kıyafetleri asla giymemiş.
Bizi biz yapan, kültürel kıyafetlerimize bir bakın! Bu coğrafyada yaşayan bütün etnik kültürlerin kıyafetleri değişik olmakla birlikte bir birinde çok farklı değil.
Siyasi düşüncesi, kılık kıyafeti, yaşadığı bölge; etnik kökeni ve kültürü ne olursa olsun: şimdi aynı idealde birleşme zamanıdır.
Anadolu topraklarında gözü olan, emellerine ulaşmak için her yolu deneyen; emperyalist yayılmacı güç istikbalimiz için iyi planlar yapmıyor.
Bizi muhasır medeniyetten uzaklaştırmak, tek adam rejimine doğru yelken açtırmak için: Oğuz Hakan Göktürk’ün ifadesiyle; içimizdeki “BAGRATUNİLER ” vasıtasıyla dize getirmeye çalışıyor.
Sormak istiyorum bu oyuna gelecek, yatak odamıza girmek isteyenlere kapıyı açacak mıyız?

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.