Kayıt Ol
Şub 9, 2017
777 Views
1 0

Çöpe Atma Zamanı

Written by

Milletin başı dönüyor, midesi bulanıyor! Mevcut emareleri bir hekime sorsak ilk şüphesi zehirlenmeden kuşkulanmak olur.
Bir takım soru ve tahlilden sonra, teçhiz netleşir; zehirlenme! Şaşırırsınız ben ne yedim, niçin neden zehirlendim diye kafa yorarsınız.
Kullandığımız beyaz eşyanın, marketten aldığımız her türlü gıdanın, son kullanma tarihi olduğunu dikkate almaz, niçin zehirlendik diye düşünür dururuz…
Üretilen beyaz eşyanın, paketlenen gıdanın son kullanma tarihi olurda; devlet yöneten iktidarın son kullanma tarihi olmaz mı?
Olmaz diyenlerin aklına şaşarım. Küçük bir araştırma yapalım, sağlıklı işleyen demokrasilerde uzun süre iktidar koltuğunu koruyan kaç iktidar yaşamış diye soruş tursak, tek adam rejimi dışında, cevap bulmakta zorlanırız.
Milletin başının dönmesi midesinin bulanması, kuşkusuz fabrika ömrü dolan, raf ömrü biten iktidar zehirlenmesinden başka bir şey olmadığı açık!
Milleti tüketici yerine koyarsak; imalatçı ve de üretici firma, raf ömrü biten ürünü, toplamak, imha etmek yerine; ambalaj değiştirerek tüketiciyi zehirleme pahasına ürünü elden çıkartma istesek ve gayreti ayan beyan ortada değil mi?
Karga diye bildiğimiz, kunduz diye isimlendirdiğimiz, kuş bile yem yediği çöplerini çöp konteynır atarken, aziz Türk milleti kendini zehirlediğini bile bile; raf ömrü biten, bayatlamış, gıdalardan umut beklemesi ne inancı ne örf ve adeti ne asaleti ile bağdaşır mı?
Tabiat bile kendini yeniliyor, sonbaharda yapraklarını döken ağaçlar, sahillerde tomurcuklandı.
Datça’da bademler çiçek açmış.
Ülkemizin başına çöken kara kışın, çöreklendiği bölgelerimizde hüküm süren, ulaşım zorlukları devam etse de, sayılı günlerin sonu yaklaştı.
Yedi bölgemizde de, bademler çiçek açsın diyorsak, en az kunduzlar kadar aklımızı kullanmalı, çöpleri konteynır atmalı, son kullanma tarihi geçen ürünleri kullanmaktan vazgeçmeliyiz.
Temizlikte hayır vardır, Temizlik imandan gelir, bu özdeyişi hiç aklımızdan çıkartmayalım.
Midemiz bulanmasın diyorsak, doktorla/ hemşireyle uğraşmayalım istiyorsak; temizliğe dikkat etmeli, önce buzdolabımızda ki çürümüş gıdaları hiç düşünmeden çöpe atmalıyız.

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.