Kayıt Ol
Ağu 18, 2019
165 Views
1 0

Ah Deniz Koca Deniz

Written by

ah deniz koca deniz
ne çok özlemişim ne çok bir bilseniz
tenin, tenime, değdiğinde anladım hasretini
hatırlıyor musun
seni ilk gördüğüm körfezdeki gençliğini
heyecanlanmış, tutamamıştım uzattığın elini
sonra
kumburgaz da bir kere daha göz göze geldik
işte o zaman yıkıldı, aramızdaki buzdan duvar
konuştu gözler, buluştu eller, birleşti dudaklar
kısa süre sonra İmroz’da
el ele diz dize yine birlikteydik
Bu buluşma da kısa sürdü
gene ayırdı kader seni benden
aramıza Köroğlu beli girdi
uzun çam ormanı aşkımız gölgeledi
ve
karayazı bozkırı Kerem’i kül eyledi
aras nehri hasretliğimize ulaşan tek yol idi
istemeden koptuk birbirimizden yıllarca
su gibi geçti aylar ve yıllar
taaa ki Arsuz’a varıncaya kadar
en uzun birlikteliği orada yaşadık
unutulmaz anıları, yıldızların altında yazdık
gece gündüz demeden el ele göz gözeydik
mavi gökyüzünde
ayı
yıldızı
senin renginle bütünleştirdik
yakamozlarla top oynadık
beş yıl sürdü bu beraberlik
ne zaman kader ayırsa bizi,
bir başka sularda yine birbirimizin olmayı bildik
hatırlıyor musun Side’yi
incecik kumların üzerine uzanıp, yanarken
“Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç
Çılgın gibi koşarak kırlara uzandın mı hiç”
şarkısını dinlediğimiz o muhteşem günleri
çıplak ayakla dakikalarca yürüdüğün sahili
elbette hatırlarsın
unutulacak günler mi
deniz mavisiyle gök mavisinin seviştiği günler
ah deniz koca deniz
Seninle zaman zaman ayrılsak/ kavuş-sakta
her zaman bir ve beraberiz
bodrum’da
çeşme’de
hatta Özdere’de
ara sıra kaçamaklarımız var
hele şu Datça’da geçirdiğimiz son kısa buluşma
dillere destan
hatırlıyor musun
gözlerimi kapatıp kendimi kollarına bıraktığım son buluşmayı
ben hiç unutmuyorum
ne zaman sırt üstü yatsam bıraksam kendimi
dudakların dudağımda ellerin okşar bedenimi
biliyorum aklından geçen hasret ve keşkeler-i
sımsıcak duygularla kolların sardığında bedenimi
küçük dalgalarınla yüzüme vurduğun her tokat
kulağıma fısıldar unutulmaz aşk sözcükleri
tenimde dolaşan yumuşacık ellerin sıcaklığı
ve yüzüme vuran o küçük dalgalar
alır aklımı başımdan
dolunayın, yıldızların arasına uçurur Hayal Denizini
HaYal DeNiZi
Manisa 16.08.2019

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.