Hani böyle içinizde bir yer yanmıyor mu zaman zaman sanki soluk borunuz, kalbiniz yada ne bileyim karnınızın bir köşesi yanmıyor mu ? Nefes alacak yeriniz kalmamış gibi olmuyor musunuz? Tüm kaleleriniz zapt edilmiş küçücük bir zindana hapsedilmiş gibi hissetmiyor musunuz? Kolunuzu kaldıracak gücü nereden buluyorsunuz? Parmaklarınız, parmaklarınız diyorum eklem yerlerinden ağrımıyor mu? Bütün lokmalar büyümüyor mu ağzınızda? Sürekli su içmiyor musunuz mesela geçsin diye içimde ki yangın?
Ahhh ben … Ben işte ben tüm bu soruların cevabına Evet’im. Ben bunların içinde yok oluyorum. Beni bu kadar apansız saçma sapan düşüncelere iten tüm insanlardan nefret ediyorum şimdi. Ve bu koca şehri terk etmek istiyorum. Çünkü bu sokakları tekrar aynı karamsarlıkla ve acıyla yürüyecek takatim yok artık. Bir liman lazım şimdi bana. Ya da biraz toprak birileri örtmeli üstümü. İçim yangın, dışım ürperti. Geçer mi diye sorduğum her sorunun cevabı “geçer” ama sabrım yok artık, gücüm yok, dayanağım yok. Şimdi kendimi nereye fırlatıp atmalıyım. Şimdi kendimi nasıl yok etmeliyim…