İnsanlar,hayatları boyunca gelecekle ilgili hayallar kurar.Kimi makam-mevki olarak iyi yerlere gelip söz sahibi biri olmak ister ;kimi de geleceğini garanti alacak kadar çok para kazanmak ister.Tabi buradaki temel problem bu hayallere sahip olanların bu düşüncelerini gerçekleştirip gerçekleştiremedikleri. Örneğin;Öğretmen olmayı hayal eden bir genci düşünelim!Bu genç,küçüklüğünden beri öğretmen olmayı ve öğretmen olarak doğuya gidip,orada çocuklarla ilgilenmeyi,onları her anlamda geliştirmeyi düşünüyor.Bu genç,görünürde her ne kadar güzel bir hayale sahip olsa da bu düşüncelerin pratiğe dönüşmemesi onun için sadece ulaşılamayacak bir hayal olarak kalacaktır.Öğretmen olmayı istiyor ama bir öğretmende olması gereken temel bilgiye sahip değil ve daha da acısı bunun için bir çabası da olmamış;doğudaki çocukların eğitime uzaklığı bu genç için bir sorun ama kendisi eğitime çok daha uzak,kendisini ahlaki olarak,davranış olarak geliştirme ihtiyacı dahi duymamış.Tabi bu durum bilmeyen ve bilmediği için de bunu pratiğe dönüştüremeyen kimsenin durumudur.Bundan daha da kötü durumda olan kimse ise bildiklerini gerçekleştirmeyen(gerçekleştiremeyen) kimsenin durumudur.Bu kimse,işin bilgi konusunda kendisini geliştirmiş ama bunun pratikte bir karşılığı yok.Günümüz medyasınının en güçlü kollarından biri olan yazarlık bu probleme örnek olarak verilebilir.İslam coğrafyalarındaki zulmü görüp,yazar olmayı hayal eden bir genci düşünelim!Bu genç,yazar olmak için gecesini gündüze kattı ama iş,bu zulmü insanlara duyurmaya gelince korktu ve tereddüt etti.Vazgeçti bu zulmü yazmaktan.Hayalini kurdu ama belki o hayalle mezara gidecek. Yukarıda sıkıntılar,günümüzdeki birçok müslümanda da birçok kez şahit olduğumuz durumlar.Bilgisi var ama ameli yok.Hep zihninde kalmış bu bilgiler ya da slogan olarak dillerde…Söze gelince Peygamberi(sav)ni seviyor,onun hayatını okuyor ve hayatından dersler çıkarıyor ama bunu kendi hayatında pratiğe dökmekte sıkıntılar yaşıyor.Zaten Kuran-ı kerimde de bu probleme değinilmiştir.Cuma suresi 5.ayette bildikleriyle amel etmeyen kimsenin durumu ‘’kitap yüklü merkep’’e benzetilmiştir.Müslümanların islamı yaşayamamadaki sıkıntısı da bu zaten.Bizler hep öğrenme,bilme odaklı yaşıyoruz.Derdimiz onlarca,yüzlerce kitap okumak ama çoğu zaman hedefimiz sadece kitabın son sayfasına gelmekse biz sadece fiziksel olarak bitirmişizdir bu kitabı,bize bir katkısı ya da hayatımızı değiştiren bir yönü olmamıştır.Defalarca Kuran-ı kerimi hatmeden kişi,bunun hayrını alır ama kuran onun hayatını değiştirmediyse aldığı sevapla kalır ya da internette sevdiği bir hocayı ya da yazarı dinleyen birinin duydukları bir kulağından girip diğer kulağından çıktıysa o hocaya ya da yazar için harcanılan vakte yazık,israf olur o zaman bu vakit. Pratiğe dönüşmemiş her hayal,her bilgi bizi hamallık yapan merkep durumuna getirir.Bunun bilincinde olmalı ve vizyonlarını aksiyonlaştırmış kişilerden olmak için çabalamamız gerekir. Unutmamamız gerekir ki bilgimiz arttıkça sorumluluklarımız ve imtihanımız da artıyor.