Kitap Gönder
Eyl 29, 2016
702 Views
1 0

ARAFTA KALMAK

Written by

img_2426Hani biz beş duyumuz ile algılarız ya… İyi ve kötü kokuları koklarız, sevdigimiz müzikleri dinleriz ve bazen de eşlik ederiz, annemizin yaptığı nefis yemekleri tadarız,İstediğimiz her şeyi görürüz,yaptıklarımızı ve sevdiklerimizi hatırlarız… peki ya sağlıksız bir zihne sahip olsaydık hayatımız nasıl olurdu?

İşte Alzheimer hastalığının en büyük ve en kötü sorunları sağlıksız bir zihindir. Bit sürü Alzheimer iğneleri, hapları, kısacası ilaçları bulunuyor ama bunlar bütün dünyada satılmıyor ki… Satılanlardan çoğu ise sanırım işe yaramıyor. Hastalığı tedavi etmiyor sadece hastalık sürecinde kişiyi rahatlatıyor ve biraz daha yaşam standartlarını artırıyor. Yaşam standartlarını artırıyor dediysem bizim standartlarımız gibi olduğunu söylemiyorum. Alzheimer hastalarının standartlarından bahsediyorum. Peki, bunların standartları varmı ki? Biraz gözlemledim. Çeşitli alzheimerli yaşamları gözlemledim,okudum. Sonuç ise onların aramızda görünüp farklı bir dünyalarının olması.

Bu hastalığa her an herkes yakalanabilir. Yakalandığında ise ne geçmişi kalır ne geleceği olur. Artık Araf’ta yaşamaya başlar. Bundan sonra da sevdiklerini hatırlamaz, yemek yemeyi unutur, günlerce uyumaz, banyo yapmaz, saatlerce boş boş duvara bakar, saatlerce oturduğu yerden kalkmaz… Hastalığa yakalananlar giderek kötüleşir. Bu kişiler tanıyormuş gibi yüzünüze bakar ve sonra sizi eskiden tanısa bile tanımadığını söyler. Olmayan, yaşanmayan olayları olmuş, yaşanmış gibi anlatmaya başlarlar.

Bakımı zor olan bu hastalar sürekli ilgi isterler. Aksi halde her an evden çıkıp tekrar gelmeme, kaybolma; ocağı açık unutup evi yakma gibi şeyler yapabilirler. Bakıcı tutulabilir; tabi maddi durumunuz iyiyse. Alzheimer yakınlarının psikolojik destek alması gerekebilir. Çünkü zihin sağlığı yerinde olmayan bu hastalar yakınlarını üzebilirler.

Alzheimer’ın önüne geçemeyiz belki ama bu hastalığa yakalanmayı geciktirebiliriz. Nasıl mı? Çeşitli zihin egzersizleri yapmalıyız, Çok kitap okumalıyız, bulmaca çözmeliyiz, telefon numaralarını ve adresleri aklımızda tutmalıyız, en azından uğraşmalıyız. Bunlarla beraber sağlıklı beslenmeliyiz, spor yapmalıyız. Bu hastalığın ırsi olmadığını da düşünüyorum. Emin miyim? Tabii ki emin değilim. Gözlemlediğim kadarıyla ırsi değil.

Bence bu hastalık çok kötü ve çok üzücü. Düşünsenize ne güzel mutlusunuz, gülüp eğleniyor, sohbet ediyorsunuz ama birkaç dakika sonra ne annenizin ne de kendi adınızı hatırlıyorsunuz. İşte bu gerçekten çok üzücü bir durum. Ben annemin adını, Kokusunu, sesini yani hiçbir şeyini asla unutmak istemem. Sadece annemin mi? Hayır, tabii ki babamı, kardeşimi ve ablamı da unutmak istemem. Sevdiğim insanları bu hastalık sebebiyle kaybetmek istemem. Ben onlarla bir bütünüm.

Alzheimer hastalığına kesin bir çözüm bulunmalı. Dünyada milyonlarca, türkiye’de ise yaklaşık 400.000 Alzheimer hastası varsa durum gayet vahim. Tıp alanındaki ilerlemelere bakılınca bu hastalığa da kesin bir çözüm bulunacağını ümit ediyorum.

Alzheimer hastalarına iyi davranmalı ve duyarlı bir vatandaş olmalıyız. Çünkü bizim de bu hastalığa yakalanmayacağımızın bir garantisi yok. bize yapılmasını istemeyeceğimiz şeyleri Alzheimer hastalarına da yapmamalıyız. Ne demişler: ” ne oldum dememeli, ne olacağım demeli.”

Alzheimer bakımevlerinin de yeterli olmadığını araştırıp öğrendim. Bakımevleri çoğaltılarak, doktorların ve hemşirelerin de ilgisi sağlanarak Alzheimer hastalarının hayatı biraz daha kolaylaştırılabilir. Onların kendi tercihi değil bu hastalığa yakalanmak. Bu yüzden onları kaderlerine terk etmemeliz.

Beyza Atış

Yazmayı sevin, yazmaya başlayın!
Yazmanın en rahatlatıcı terapi olduğunun farkına vardığımda her şey daha da güzelleşti, sanki her şey yoluna girer gibi hissettim.
Yazmak güzel, yazmak özel, yazmak yalnız kaldığında bile kendini yalnız hissetmemektir. İçimizi en yakın dostumuz olan kağıda dökmeliyiz.

Latest posts by Beyza Atış (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.