Bazen insan, kötü hissettiğinde sığınabileceği birini ister yanında. Biri ya da bir şey,bir varlık… Hiç farketmez. Onun o sırada yanında bulunması bile aslında o insana, sonsuz bir güven, sonsuz bir mutluluk verir. İşte ben de,tam şuan bunu yaşıyorum. Yanımda her zaman bana iyi gelebilecek birileri var ama ben yazmayı tercih ediyorum. Niyeyse düşüncelerimi yazıya aktarmak, bir an olsun beni rahatlatıyor. Sinirlendiğimde, üzüldüğümde, yalnız hissettiğimde, mutluluğumda… Kısacası hangi ruh halime bürünürsem bürüneyim, kendimi ya bir şey karalarken buluyor, ya da bilgisayarın başına geçmiş doğru kelimeleri özenle seçip size aktarmaya çalışıyorum. Bu benim için bir yolculuk. Kendimi anlatıyorum aslında ama bilgisayarın başına oturduğumda ya da elime kalemi alıp yazmaya başladığımda, kendi hislerimden yararlanarak karşımda gördüğüm kişiyi anlatıyorum. Daha doğrusu anlatmaya çalışıyorum dersek daha doğru olur. Bu süreç hayatımda çoğu zaman yaşadığım, yaşamaktan da zevk duyduğum bir olay örgüsünden ibaret. Bazen yorgun hissediyorum, içimde oluşan yazma isteğini bir kalemde söküp atmaya yetecek bir olgu bu aslında. O zaman diyorum ki kendi kendime, boşver yarın daha düzgün yazıp, düşünmek için fırsatın olur. Belki bir açıdan doğru. Fakat çok yüksek bir oranda yanlış yaptığımı şuan farkediyorum. Yorgundum;fakat bir şekilde bir el beni buraya itti. Hislerimi aktarabildikçe hem rahatlıyorum hem de yorgunluğum klavyeden gelen her sesle uçup kayboluveriyor. Ve bunun, beni normalde olduğundan daha fazla rahatlattığını farkettiğim anda bundan sonra irademe sahip çıkmaya karar veriyorum.
Evet, tam olarak şimdiki ruh halim bundan ibaret. Rahatladım mı?
Evet. Hemde fazlasıyla. O halde şimdiki görevim, bu halimin bozulmasına fırsat vermemek.
Ve daha sonra kitabımdan küçük bir bölüm okuyup rahatça uyuyabilirim. Son bir kez de teşekkür!
Teşekkürler yanımda bulunan harflerim, birleşerek cümleye dökülen düşüncelerim..