Ruhun bendeyken toprağa laf düşer mi? Ben senin ruhunu aldım. Ruhuna kendimi sardım. Senli hallerinle sen, beni benden aldın, herşeyini hiçliğime sardın. Söyle şimdi beden toprağa girse, ruh toprağa girer mi?…
Sensiz kaldığım zaman, bağırırım gökyüzüne. Yıldızları izle. Heyecanla kıpırdayışlarını izle. Bakarken onlara beni gör, duy, hisset. Her birinde bir sen varsın, bende kalan. Gördüğün ha sen, ha ben. İkizim benim, ikiz kalbim…
Yetersiz kalıyor kelimelerim, senli cümlelerle yola çıkmak isteyince. Ama yine de haydi bismillah. İlk kelimem, sensin. Tek başına bir cümlesin. Aslında herkes gibisin. Lakin gönlümdeki tek hecesin. Yürüyoruz. Gökyüzünün utangaçlığıyla, yeryüzünün sessizliğiyle başbaşayız. Kalbimde kalbin. Ruhumda ruhun. Bedeninden ayrı, bir o kadar vurgun. Görünen de yalnızım. Görmezler ki aşığım. Sanarlar ki berduşum. Ne demek sen yanımda yoksan biz yürüyemeyiz? Ne demek beden yoksa sen yoksun? Beden yok ama ruh var. Beden toprak ama ruh o toprakta bir fidan. Beden aktı gitti toprağa. Ruhunu da gömmedik ya dünyaya. Demem o ki beden toprağa girse, ruh toprağa girer mi?