Hayal kırıklığı yaşamamak için insanlarla olan ilişkisine mesafe koyan insanın, aslında tek hayal kırıklığının kendisi olduğunu fark etmesi nasıl bu kadar uzun sürüyor bir türlü anlamıyorum. Ve bu insanın bir anda gözlerinin dolmasına sebep olan cümle “Hayal kırıklığı mı olmak istedin?” olunca gerçekten de akıl almaz bir durum çıkıyor ortaya. İnsan nasıl bu kadar çelişebilir ki kendisiyle? Nasıl olur da bu kadar farkında olmaz insanları üzdüğünün, kırdığının? Ve nasıl olur da hala kendisini affettirmeye çalışacak kadar yüzsüz olur ki insan? Nasıl güvenecek karşısındaki ona artık? Peki o, yapar mıydı aynı şeyi? Onu hayal kırıklığına uğratan kişi, tekrar yer bulabilir miydi hayatında? Bunlar ve daha fazla soru dönüp duruyor aklımda. Ne yapmam gerektiği ile ilgiliyse, hiçbir fikrim yok. “Bir kural var ve bunu ihlal ettiğin zaman da cezası… Ne olursa olsun bu cezayı hak etmişsin.” diyor bir yanım. Ve “Kendince geçerli sebeplerin var, bu kadar basit olmamalı. Hak etmedin böyle bir cezayı.” diye haykırıyor diğer yanım. Ne yapmam gerekiyor, nasıl telafi etmem gerekiyor hiçbir fikrim yok ve nefret ediyorum bu durumdan, bu bilinmezlikten. Sanıyorum ki “hayal kırıklığı” dedikten sonra bile içinden bir parça koptuğunu hisseden insanın kurabileceği en ağır cümledir: “Bir hayal kırıklığı olarak; ben.”