Kayıt Ol
Mar 15, 2015
1149 Views
0 0

Bir İlahiyat Masalı

Written by

Yoğun bir üniversite eğitiminden sonra MEB’e atanamayınca büyük bir boşluğa düşen bu gençlerin bir çoğu birkaç kuruşa ücretli öğretmenlik yaparken, bir kısmı da KPSS kitaplarının arasında kaybolmuş; onlarca, yüzlerce arama kurtarma çalışmalarına rağmen bulunamamış.

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde; pireler berber, develer tellal iken, ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken ülkenin birinde imam hatip lisesini bitirip Öss’ye giren yüzlerce genç varmış. Bu gençlerin en büyük hayâli, bir ilahiyat fakültesine yerleşmekmiş. Öss puanlarının tam da istediği gibi geldiğini gören bu gençler, sevinçlerinden yerlerinde duramıyormuş. Hemen, gönüllerinde yatan ilahiyat fakültelerine kayıt olmak için yola koyulmuşlar. Koyulmuşlar koyulmasına ama üniversite kampüsünde kulaktan kulağa bir anda yayılan şu haber bu güzel gençlerin sevincini gölgelemeye yetmiş de artmış bile: “Başörtülü öğrencilerin kayıtları alınmayacak, kılık kıyafetine dikkat etmeyen bu öğrenciler, kayıt binasına dahi giremeyecek!”
Gel zaman git zaman derken bu güzel gençler, fakültelerinde verilen hazırlık eğitimini “İnne” ve “Kane”’nin kardeşlerini kendi öz kardeşlerinden daha iyi tanıyarak bitirmiş. Birinci sınıfta Dini Musiki dersinde Itri’nin meşhur salavat bestesini öğrenmekten tutun da, yüzde yüz Arapça dilinde verilen Hadis Usulü ve Tefsir Usulü derslerine varıncaya kadar pek çok şeyi sular seller gibi öğrenmişler, öğrenmeye de bir türlü doyamamışlar. Öyle ki birbirlerini görünce “Nasılsın?” diye sormak yerine “Yarına hangi DİA (Diyanet İslâm Ansiklopedisi) maddeleri okunacaktı?” diye sorar olmuşlar.
Emevilerden Abbasilere, Platon’dan Sokrates’e, İmam Azam’dan İmam Şafii’ye, Maturidilikten Eşariliğe, Selefilikten Aleviliğe öğrenilmesi elzem ne varsa, kim varsa öğrenmişler. Hocaları, “İmam” demeden onlar “İmamiyye”’yi, “Yese” demeden “Yeseviliği”, “Mevleviliği”, “Kadiriliği”…anlamışlar.
Bu çaılşkan gençler, ilahiyat fakültesini bitirene dek, bir milyon tane power point sunusu, on milyon beş yüz tane word ödevi hazırlamış. Yetmemiş İki milyon sekiz yüz seksen sayfa makale okuyup, özetlemiş. Geriye kalan boş zamanlarında ise Yasin, Mülk, Nebe, Fetih, Duhan…surelerini ezberlemiş. Bütün bunları az bulan bu çalışkan öğrenciler, oturup bir de baştan sona tecvit kitabı ezberlemiş! Öyle ki, bu gençler artık, Hud Suresi 42. âyetteki gibi Kur’an-ı Kerim’de yalnızca 1 defa geçen tecvit kurallarından tutun da Kur’an’da istisnâ olarak geçen tecvit durumlarına varıncaya dek her şeyi öğrenmiş! Hatta ve hatta “Men Rag” ayetinin “Merrag” diye sektesiz okunduğunda anlamının “Çorbacı” gibi anlaşılacağını bile öğrenmişler!
Zaman su gibi akıp gitmiş, bu gençler ilahiyat fakültesinden mezun olmuş ve Kpss denilen bir zorlu yarışa daha girmiş. Kpss sonuçlarının açıklanmasıyla beraber bizim bu gençleri Meb’e atanma heyecanı sarmış sarmalamış. Atamalar yapılmış, sonuçlar açıklanmış ama bizim ilahiyatçılar kırmızı renkteki “Hiçbir kuruma yerleşemediniz” yazısıyla karşılaşmış.
“Pedagojik Formasyon” denen bir sertifika programını bitirmeden atanamayacaklarını anlayan gençler, yılmamış yıkılmamış pedagojik formasyon sertifikalarını almış.
Yoğun bir üniversite eğitiminden sonra MEB’e atanamayınca büyük bir boşluğa düşen bu gençlerin bir çoğu birkaç kuruşa ücretli öğretmenlik yaparken, bir kısmı da KPSS kitaplarının arasında kaybolmuş; onlarca, yüzlerce arama kurtarma çalışmalarına rağmen bulunamamış.
Velhâsıl gökten bu kez iki elma düşmüş. Biri İlitam mezunlarının başına, diğeri Dikab mezunlarının başına…

Avatar

Latest posts by Minenin Kalemi98 (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.