Kayıt Ol
May 29, 2014
1969 Views
0 0

Bir Müzisyenin İntiharı

Written by

 

Çoğu hikaye hep geçmişten bahseder…

Geçmişte kalmış şeylerden…

Oysa bizim hikâyemizde şimdiyi yaşayan bir müzisyen vardı, yıllar sonrasını anlattığımız…

Kendince besteleri olan, küçük ama sevimli bir barda haftada iki gece küçücük bir hayran kitlesine minik konserler veren bir müzisyen…

Aslında hayranları olduğunu söyleyemezdik ordakilerin çünkü sürekli aynı insanlar gelirdi onu dinlemeye…

Aynı yüzler, aynı düşler…

Arkadaş olmuşlardı artık, Arkadaş…

Oysa hep bir şeylerin eksikliğini hissederdi müzisyenimiz… En büyük kalabalıklar ona yalnızlığını hatırlatırdı hep…

Aklına bir şey sokmuştu yalnızlığı…

İntihar edecekti…

Öyle bir intihar ki; bir müzisyene yakışır şekilde olacak…

Onu tanıyan, tanımayan, ölümünü öğrenen herkes “Bir müzisyenin ölebileceği şekilde öldü” diyeceklerdi…

Küçük bir evi vardı müzisyenin; şehrin en güzel caddesini gören bir sokakta tek başına yaşadığı küçük bir evi…

Evini toparladı

Sanki çok ama çok önemli bir misafiri gelecekmiş gibi

Çok özel bir misafir ağırlayacakmış gibi hazırlık yaptı

Smokini yoktu ama özel günlerde giydiği siyah bir takım elbisesi vardı, onu çıkardı dolabından

Beyaz bir gömlek ütüledi

Tıraş oldu

Yıllar, akıp giden nehirler gibi aşındırmıştı yüzünü

Giyindi

Dışarı çıktı, sokağına

Biraz sonra sokağının sonundaki caddeye; kentin en güzel caddesine çıkacaktı

Ordan da çalıştığı o küçük bara gidecekti

Önce caddeye çıktı

İlk kez çıkarmış gibi heyecanlıydı bu kez

Sanki o kadar çok insanı ilk defa bir arada görüyormuş gibiydi

Karıştı aralarına

Her adımı yürümek için değil, düşüncelerini gerçekleştirmek için atıyordu sanki

Bar sahibi her zamanki gibi karşıladı onu, demiştik ya; arkadaş olmuşlardı artık

Bu gece çalışmadığı hesaba katıldığında içerde biriken parasının kaliteli bir şişe şarap almaya yetip yetmeyeceğini sordu bar sahibine

“Yeter de artar” dedi arkadaşı

Para alacak değildi ya

İstediği şişeyi alabilirdi

Gülümsedi müzisyenimiz

Bir şişe şarap aldı,

Kırmızı

8 yıllık

Sahneye doğru yürüdü, kendisini dinlemeye gelenlerden özür dilemek için

Kabul ettiler özrünü ama, kırgın gibiydi hepsi

Gönüllerini almak lazımdı

“Yarın” dedi

“Yarın sabah erkenden kentin en güzel caddesine çıkıp yürüyenleriniz olursa eğer piyano ve kemanı takip etsinler”

Kimse ne dediğinden bir şey anlamadı

Sormadılar da

Sahneden inip evine doğru yola koyuldu

Parasını da almıştı

Şarabını da

Piyano, keman, gitar ve flüt çalabilen bir müzisyendi o

Evine gidiyordu

Evinin olduğu sokağı geçti caddenin aşağısına doğru yürüdü

Yürüdü

Bir dükkana girdi

Enstrüman satılan bir yerdi burası

Piyanoların olduğu yere geldi ve en eski olanını sordu

Gösterdiler

Kapağını kaldırdı

Baktı içine doğru

“Şu” dedi

“Şu paslı teli istiyorum”

Şaşırmıştı dükkan sahibi

Karşısındaki adam yılların müzisyeni ve hiç bir işe yaramayacak bir şeydi istediği

Ancak düzenli müşterisi olan biriydi aynı zamanda

“O tel ömrünü doldurdu” dedi

“Artık hiç bir şekilde tam olarak getiremez görevini yerine”

“Akort edilmez”

Aldırmadı

“Olsun” dedi müzisyen

“Olsun, benim gibi işte” dedi

“Bir de keman yayı istiyorum” diye de ekledi sonuna

“Sert bir keman yayı istiyorum, dayanıklı olmalı”

İstediklerini aldı

Çıktı dükkandan

Eve giderken kırmızı bir gül ilişti gözüne

Narin bir kadının incecik elleriyle tuttuğu kıpkırmızı bir gül

Narin bir kadın

Gencecik

İncecik elleri

Cadde

Kırmızı gül

Çiçekçi

Kadın caddede her gün çiçek satan çiçekçinin ta kendisiydi

O kıpkırmızı gül de o gün elinde kalan son çiçek

Belki bir çifte rastlayacak, onlara satacaktı o gülü

Yaklaştı

Gülün fiyatını sordu kadına ama umurunda da değildi hani

Cebindeki tüm parayı verdi

Yanlışlıkla elleri kadının ellerine dokundu gülü alırken

Ürperdi

Yıllar sonra ilk defa bir kadının ellerine değmişti elleri

Utandı

Alamadı gülü

Başını kaldırmadan uzaklaştı ordan

Doğruca sokağına, evine attı kendini

Şarabını, piyano telini ve keman yayını çıkarttı masanın üzerine koydu

Şarap

Birinci kalite

8 yıllık

Kırmızı

Piyano teli

Paslanmış

Eski

Yine de kullanılabilir

Keman yayı

Yepyeni

Sapasağlam

Çok fazla eşyası yoktu evinde

Bir cd çalar, bir bilgisayar, bir ses sitemi, kanepe, masa, sandalye, yatak

Bir de enstrümanları

Enstrümanlarının hepsini kutularına kaldırmıştı

Evi de derli topluydu

İlk defa bu kadar kaliteli bir şarap içecekti

Açtı şişeyi ve ilk yudumu içti

Gerçekten güzeldi tadı

Neden daha önce yapmamıştı ki bunu

Kalkıp bilgisayarını açtı

Bir şarkı vardı yeni bulduğu

Eski bir şarkıydı ama o yeni keşfetmişti

Belki de keşfeden çok az insan olduğundandı

Açtı onu

Bilgisayarı ses sistemine bağlıydı

Şarkıyı açtığında bir piyano solosu yankılandı

Evin duvarları arasında

Sonra taştı

Sokağa

Caddeye kadar ulaştı sesler

Tekrar’a bastı

Gidip bir yudum daha aldı şarabından

Piyano solosuna kemanlar eşlik etmeye başlamıştı

Bilgisayarın başına gelip sesi daha da açtı

Şarabını aldı pencerenin kenarına geçerken

Pencereleri açtı

Bu kez iki yudumu üst üste içti

Yapacaktı

Öyle bir intihar olacaktı ki onunki, herkes böyle bir ölümü sadece ona yakıştıracaktı

Ama ölmeden önce bitirmesi gereken bir şişe şarabı vardı

Şimdiyi yaşayan biriydi müzisyenimiz…

Hikayesi de yıllar sonra olmuş bir olaydı aslında

Bu günden;

Yani

İiki bin on yılının

Eylül ayının

Yirmi birinci gecesini yirmi ikinci gününe bağlayan gecesinden yıllar yıllar yıllar sonra

Bir gazetenin manşetiydi hikayenin başlığı

Bir gazetenin manşetinden alınmıştı

Haberin altında da bir müzisyenden bahsetmekteydi

Eski bir piyano teliyle kendisini asan

Sert bir keman yayı yardımıyla bileklerini kesen

Bileği kanamaya başladığında ayakları altındaki sandalyeyi iten

Bedeni cansız düştükten bir süre sonra kendini astığı piyano teli kopan bir müzisyendi bu

Komşularının, evden gelen gürültülerden rahatsız olup en sonunda kapıyı kırdıktan sonra buldukları bir müzisyenden

Arkasından sadece gazetede fotoğrafını gördükten sonra çiçekçi bir kadının ağladığı müzisyenden…

Bir de yıllar yıllar yıllar öncesinden bir grup ve bu gruba ait bir parçadan bahsetmekteydi gazete

Aynı haberin altında

İntihar eden müzisyen Ashram’ın İl Mostro’sunu dinlemişti son olarak. Demek ki;

Ashram dinlenmemeliydi.

Böyle bitiyordu haber

Oysa hikayede şarap, kadın, gül ve gözyaşları da vardı

Arkadaşları da

Ama hikaye “Il Mostro”yla bitiyordu…

Avatar

Latest posts by Vahap Deniz (see all)

Article Categories:
Deneme · Hikaye Öykü

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.