Ülkem sanki.1000 yıl önce de 1000 yıl sonra da biz.İnsanoğlu süslemeyi,abartmayı sever ya, yeter ki duyulsun.Ya duyulmayanlar ya sessiz göz yaşlarıyla örtülenler… Yüreğinde vatan sevgisi,Allah aşkı ya da en basitinden eşe,evlada bırakılacak güvenli bir toprak isteği.Kim bilir kalpler neyle doluydu?Akıl neyin peşindeydi? Kanlar nereye doğru aktı? Hayatlar ne uğurda feda edildi? Bildiğim tek şey,bilmediğim umutların bana bir ömür olduğu.Kuvvetsiz son nefeslerin, yere düşmüş gövdelerin, göğe dikilmiş gözlerin bana kocaman, güvenli, huzur içinde geçecek bir ömür bahşettiği. Nasıl? Nasıl? Nasıl herkesin kıyameti kendi ölümüyken, kendi kıyametinizle bize cenneti bahşettiniz? Hangi kuvvetle, hangi aşkla Ya Rab? Hayal etmesi bile zorken nasıl yaşadınız? Daha doğrusu nasıl öldünüz yaşatmak için? Allah hepinizden razıdır ya elbet,asıl siz bizden razı olun.Demeyin ki biz bunun için mi öldük. Bizim biten ömrümüz, feda ettiğimiz yıllarımız bu yabancıların elinde mi heba oldu demeyin. Sizin bize bıraktığınız bu vatan hala zorda.Hala savaşta.Artık top,tüfek meydanda değil.Siyaset,diploması diyorlar.Toptan daha ağır,tüfekten daha uzun menzilli. Kalkan kullanıyordunuz ya hani? Artık insanlar kalkan.Türke Türkü, müslümana aklı yıkanan müslümanı kalkan ediyorlar. Savaş daha sinsi,daha yavaş ama daha güçlü. Ama hala savaş. İnsanoğlunun olduğu her yerde bacası tütecek elbet savaşın ama odunu hep Türk,hep müslüman oldu.Olacak da. Allah hepinizden razı olsun. Huzur içinde uyuyun. Tek duam sizi hayal kırıklığına uğratmamak. Baba malı gibi uğraşsız sahip olduğum bu vatan toprağının metrelerce altında yatan bedenlerinizi usulca terk eden o yüce ruhlarınızı incitmemek. Çünkü gelecek belirsiz.Bir sürü olasılığa gebe. Tek gerçek geçmiş.Tek gerçek SİZSİNİZ…