
biraz esmer, siyah gözlü, burnunun sol tarafı kemerli
gözlüğünü yeni çıkarmış bir çocuk vardı
yaşlı mı demeliydik yoksa yetişkin mi ?
ne olacağını bilmiyordu çatısının
nasıl korunacağını bilmiyordu
”büyük” bir kız geldi önüne
biraz büyük ve pencereli olmalı dedi
biraz aralığı olsa hava alabilirsin belki
belki ıslanmazsın da dedi
rahatça uyursun orada
oysa bir ölü mezarımı anlatıyordu ?
oysa bir ölü mezarımı anlatıyordu ?
sonra denizi arşınlayarak geldi ”küçük” bir kız önüne
soyutlamalısın dedi gökyüzünü
okyanuslarda gidebilen bir gemi gelmeli seninle
istediğin zaman demir atmalı hatta içinde havuz da olmalı dedi
temizlenmeli ve taşmamalı
soyutlamalısın dedi gökyüzünü
okyanuslarda gidebilen bir gemi gelmeli seninle
istediğin zaman demir atmalı hatta içinde havuz da olmalı dedi
temizlenmeli ve taşmamalı
belki uyanır kalırsın orada
oysa bir canlı mezarımı anlatıyordu ?
bilemiyorduk, tek başına mı arşınlamıştı gerçekten, bilemiyorduk
güneş, yıldızlar, ay ve ben bilemiyorduk
nuruyla, gülüyle bir yağmur başlamıştı
yoksa bir bebek mi ağlıyordu ?
üstüne yumuşacakça bir şal örtülmüştü, göremiyorduk
küçük kızı büyütürken, büyük kızı tazeliyordu
birileri yaşıyor, birileri ölüyordu
bir tek o etki ediyor, bir tek o biliyordu sanki
biz bilemiyorduk
sen ki
benim canım
oysa bir canlı mezarımı anlatıyordu ?
bilemiyorduk, tek başına mı arşınlamıştı gerçekten, bilemiyorduk
güneş, yıldızlar, ay ve ben bilemiyorduk
nuruyla, gülüyle bir yağmur başlamıştı
yoksa bir bebek mi ağlıyordu ?
üstüne yumuşacakça bir şal örtülmüştü, göremiyorduk
küçük kızı büyütürken, büyük kızı tazeliyordu
birileri yaşıyor, birileri ölüyordu
bir tek o etki ediyor, bir tek o biliyordu sanki
biz bilemiyorduk
sen ki
benim canım
biliyorduk, hayat geçiyor
ve geçecek, biliyorduk
ehh ne gelir elimizden
sanki o el
sanki
canım benim
bir zamanlar ben vardım; işte geldik, gidiyoruz diyen
kalp atıyor diye yaşıyoruz derdim
altımızda iki ucu aynı çiviler
ruhsuzluğun tini üstünde
kalp var diye taşıyoruz
kalp var diye taşıyoruz
içinde kara dumanla haberleşen yerliler
öfke, kin, ihanet var islerinde
ne diye kaçıyoruz ?
bizi sona yaklaştıran duvar saatleri
özlem, hüzün, acılar çalar içinde
kalp atıyor diye yaşanır mı ?
yaşıyoruz derdim
saatler gibi durma ihtimali var içimizde
işte geldik, gidiyoruz
bile bile;
olmaması gereken kötülüklere benziyoruz
yok olmuş bir şeylere geri dönebilseydik keşke
güzel begonyalar, baştan başa dolu
insan olsaydık, sevgide, neşede olsaydık
çok açılmış seslerde kısılabilen bir olsaydık
soğuk yellerin estiği yerlerde bin olsaydık
acaba daha neler vardı, uçtan uca orman
bir yaprağını koparsak dedim
işte bu kadar kısa
boş yere yaşıyoruz derdim
olamayacağına gide gide, bile bile
çığlığa, sessizliği bırakıp da
göz önünde olup da düşünülemeyen
dağı, boş yere alaşağı ediyoruz
işte geldik, gidiyoruz diyen
sanki
canım benim
hayat geçiyor
ve geçecek
birileri birilerini ne kadar çok severse
sen ki
benim canım
işte gelip de giden
son vapur da kalkıyor limandan
ehh sanki bir elveda
ehh sanki bir elveda
sanki
canım benim