Kayıt Ol
Ağu 10, 2015
1074 Views
0 0

Çay Çalısı

Written by

Bir çay çalısıyım ben. Yüksek tepelerin yamaçlarında doğdum. Karadeniz rüzgarını defalarca saldı üzerime beni koparıp atsın diye. Ne kadar bükülsem de hiç kopmadım hayattan. Yağmurlar yağdı üzerime. Sırılsıklam oldum bir başıma. Kücük yapraklarıma kaldıramayacağım dertler doldu. Asla pes etmedim. Asla kopup gitmedim. O yağmurlardan hayat buldum. İnsanlar gibi sırılsıklam oldum. Güneş çıktı ta en tepeye. Yaktı kavurdu beni. Kurumadım. Yine dayandım, hayata inat yine yanmadım. Bekledim, uzun dert dolu günlerde hep bekledim. Bir gün bir elin alıp beni götürmesini hep bekledim. Bekleyişimin sonunda dertlerimin sonunu o elde buldum. Şimdi ince belli bir bardakta sevgiden mahrum kalmış insanlarık soğuk ve nasır tutmuş ellerine bir tutam sıcamlık oluyorum. İçlerini sevginin bir hayali gibi ısıtıyorum. İnsanlar garip varlıklar. Tıpkı rüzgar gibi binbir türlü dert çıkıyor karşılarına. Ordan oraya savuruyor hayat onları. Eğer yıkılırlarsa kaybediyorlar. Sonra soğuk geliyor. Sevgisizliğin kara kışı olanca soğuğuyla vuruyor insanları. Eğer dona kapılmazlarsa maceraları devam ediyor. Sonra yağmur geliyor. Sırılsıklam oluyorlar. Buna aşk diyorlar. Onları binbir kere dünyadan koparan, binbir kere yaşamaya küstüren hayata rağmen bir kere daha bağlanıyorlar hayata. Olanca güçleriyle ve aşkla tutunuyorlar bir ucundan yaşama. Bir daha kopmayacakmışcasına sabrediyorlar, bekliyorlar. Her gün her yağmurda biraz daha hayat doluyorlar. Sele kapılıp kaybolmayanları sevgilinin eli çekil kurtarıyor büsbütün. Bir dokunuşla şifa veriyor. Tek bir dokunuşta bir bardak çaydan çok ısıtıyor içlerini…

Avatar

Latest posts by Cevat Okunan (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.