
Herhangi bir arayış içinde değilim. Anlaşılmayı da istemiyorum, beni dinlesinler beni konuşsunlar da. Uzak tutsunlar yaşantılarından dolmuş şoförlerinin kırmızı ışığı sevmediği gibi sevmesinler beni de, inşaat gürültüsünden nefret ettikleri gibi nefret etsinler sesimden, adım duyulunca koca bir hiçlik sarsın zihinlerini ne onlar bilsin beni nede ben bileyim bu lanet şehri ve insanlarını.
Bir bilinmeze karışıp kaybolayım, ben bile bulamayayım kendimi. Demek istiyorum onuda diyemiyorum, ben çoktan kaybettim zaten bu aciz bedenimde kendimi. Ve hala da kaybolmaya devam ediyorum ama benim istediğim kaybolmak bu değil. Kendimde bir hiçliğe düşmek değil. Ben nefes diye içime çektiğim deniz diye kokladığım hayat diye yaşadığım bir insanın varlığıyla, sevgisiyle, sesiyle ve bakışlarıyla kaybolmak istiyorum.
Şimdi senin denizlerinde bir dalgaya karışmak istiyorum. Yazın gülümseyen güneşinin ısttığı, rüzgarın kin kustuğu denizlerinde varlığınla ve varlığımla bizliğimiz de kaybolmak istiyorum. Ben artık solumu tutmak istemiyorum, ben artık hayatın elimi tutmasını istiyorum. İçime yaşam diye çektiğim nefesin solumdaki boşluğu hava alan çürük bir diş gibi sızlatmasını değil tebessüm ettirmesini istiyorum. Ben çok şey istiyorum ey hayat! Yaşamayı istiyorum senden…