Kayıt Ol
Şub 2, 2017
794 Views
2 0

CUMHURİYET KADINLARINA

Written by

Bu gün cumhuriyetin kuruluşunda isimleri öne çıkan, Cumhuriyet kadınlarımızın şahsında; isimsiz yüzlerce kahraman Türk Kadınının torunlarına bütün içtenliğimle seslenmek ve onlarla bir nebze dertleşmek istiyorum.
Halide Edip Adıvar’ın, Nezahat Baysel’in, Şerife Bacı’nın, Fatma Seher Erden’in ,Halime Çavuş’un, Hafız Selman İzbeli’nin Gördesli Makbule ‘nin , Çete Emir Ayşe ve Tayyar Rahmiye’nin onurlu Torunları!
Size sesleniyorum!
Siz Tarih yazan ninelerinizin kurduğu cumhuriyetin, çok değerli, şerefli, onurlu ve de
haysiyetli mirasçılarısınız.
Herkesten önce, Türk Anası, bacısı ve kadını olarak, bu değerli miras; Türkiye Cumhuriyetini korumak, kollamak ve ona sahip çıkmak size düşmez mi?
İsterseniz ocağınızın başına bağdaş kurun, yaşmağınızı kuşkonmaz bağlayın, elinizi şakağınıza koyun, tavşan kanı bir bardak çayı elinize alın; yudumlarken sıcak çayınızı bi düşünün!
Cumhuriyeti bize bırakan, ninelerimizi, dedelerimizi bu vatan için canını veren aziz şehitlerimizi gözlerinizin önünde merasim geçidi yaptırın.
<img src="http://
Cumhuriyete sahip çıkmazsanız, yarın huzuru mahşerde; ninlerinizin yüzüne nasıl bakacak;
ninem diye boynuna hangi yüzle sarılacaksınız?
Siz Cumhuriyet kadınlarını; Allah yerine kula tapan, laik Türkiye yerine saltanat özleyen, onurlu birey olmak varken, kendini birilerine ikram etmek istiyorum diyecek kadar küçülen, onursuzlaşan: cariyeliği özleyen, bir gecelik halvet hülyası gören, kimliğini yitirmiş; Araplaşmış cahiliye dönemini yaşayanlardan elbette ayırıyor ve kıyas kabul etmediğimi ifade ediyorum.
Hepimiz biliyoruz ki, muhtemelen Cumhuriyetin ilan edildiği 23 Nisan’a yakın bir tarihte; Cumhuriyeti yıkmak isteyenler tarafından, önümüze kendi geleceğimizi oylayacağımız bir sandık konacak!
İşte Yukarıda isimlerini saydığım, İstiklal savaşında destan yazan; isimleri hiç duyulmayan, bebeği sırtında iki tekerlekli kanının arkasında; Türk askerine cephane taşıyan, onbinlerce kadınımızın torunlarına bu oyunu bozmak düşer diye bağırmak istiyorum.
Niçin hayır dememiz gerektiğini,enine boyuna araştırıp, derinlemesine inceleyen bir çok uzman gerekçeleriyle yazmış. Birkaç düşünür ve uzman, niçin cumhuriyete sahip çıkılması gerektiğini; gerekçeleriyle birlikte, yazı ve videolarla gözler önüne sermiş.
İşte ben o yazı ve videolardan söz edecek, sandık başına gitmeden önce: mutlaka okunmasını ve izlenmesini önermek isterim. Zira yüreği vatan için çarpan sayısız düşünür Türkiye’nin şarampole yuvarlanmaması, uçurumdan aşağı düşmemesi için kendilerini parçalıyorlar.
İşte onlardan bir kaçı:
-Murat İde’nin Maskeli Balo; 15 Temmuz’un Anatomisi yazısını okumalı, kendi sesinden Videoyu izlemeliyiz.
-31 Ocak, salı günü haber kuşağında KRT TV haber modülatörü Çalar Cilara’nın gazeteci yazar Levent Gültekin’le yaptığı, canlı haber programı mutlaka arşivden dinlenmeli.
-Eski Bakan Namık Kemal Zeybek ve Oktan Keleş’in KRT KÜLTÜR TV “Gönül Mimarları” programına bir göz atılmalı.
Elbette önerilecek, laik Cumhuriyete sahip çıkan onlarca yayından söz edilebilinir. Hepsi sizden deyim yerindeyse bir tık ötede, ya da avuçlarınızın içinde…
Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, görevlerinin bir kısmını hükümet ve parlamentoya devretmeye hazırlanırken; Türkiye’nin 1 asır önce kendine hedef seçtiği, muasır medeniyet yolundan saparak; monarşiye yelken açması kabul edilebilir mi?
Çilekeş Türk Kadını!
15 yıldan beri Kadınlarımızla ilgili yaşanan olumsuz gelişmeler arşivlere sığmayacak kadar çok.
Kadına karşı işlenen suçların, artışında akıl almaz istatistik bilgiler de arşivlerde incelenmek üzere bekliyor.
21 yüzyılda demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti tanımından ve Parlementer sistemden daha insani bir rejim keşfedilmedi.
Cumhuriyeti sırtlarına bebeklerini bağlayarak kuran Anadolu kadınlarının Torunlarına; Cumhuriyete sahip çıkmak düşmez mi?
Ben size bütün kalbimle güveniyorum, siz bu oyunu bozar, muasır medeniyete giden yolculuğu kesintiye uğratmazsınız!

Kavlak Necati

Güneşin doğuşu, Can Kuş'u nun Dünya'ya kanat çırpması ise,
Gün batımı da, açan güllerin solan yaprakları olmalı.
Her gün yeniden doğan, her gün yeniden ölen bir bedenin,
kafesinde çırpınıp durmak zor.
Doğduğum yöre de, taşlar topraktan daha çok.
dağında gökyüzüne, Çam ağacı yerine, Ardıç ağaçları uzanır.
Gövdesi ne tomruk olur, ne de kereste.
Kiriş diye uzatamasın onu duvarın üstüne.
Yanarken saman alevi gibidir, köz bırakmaz geride.
Büyürken fidanı su istemez.
Kışın yağan kar, ve Nisan yağmuru yeter yaşamasına. İğne yapraklarının arasında olur gılikleri.(meyve)
Önce yeşil, sonra siyah.
Acıdır tadı.
İlaç olmaz hiç bir yaraya.
İşte ben böyle bir kıraç toprağın üzerinde yeşermiş,
kökü kayaların altına uzana ağaç gibiyim.
Siz çınar da diyebilirsiniz, koyu gölgesi olan, Meşe'de. Kayın,gürgen zaten hiç olmaz bizim dağımızda.
Dereler kışın akar, yazın kurur.
Avşar'ın soylu kızları suyu kuyudan çeker kovayla.
Kulaçla ölçülür kuyunun derinliği.
Al yazmalı, beyaz tülbentli kızlar, aynayla haberleşir, yavuklusuyla.
Hala öylemi bilmem.
Ben gideli gurbet ele, değişmiştir belki, gelenek ve de töre. Belki orada da geziyordur, genç kızlar sevgilisiyle el ele.
Kim bilir?
Ben buyum işte.
Diğer kimlik bilgilerim kayıtlı nüfus kütüğümde.
İlim ilçem hepsi var.
Bence esas ben, bu satırlarda saklı.
Çözün çözebilirseniz,bu bir bilmece.....
Kavlak Necati

Latest posts by Kavlak Necati (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.