İnsan yedisinde neyse yetmişinde de odur diye bir söz var ya, doğru mu gerçekten? Değişemez miyiz? Ama Herakleitos da “Değişmeden kalan tek şey değişimin kendisidir” demiş. Hangisi doğru şimdi bunların?
Aslında ikisi de doğru olabilir. İnsanın bazı huyları vardır, doğuştan gelir hani. Kimisi inatçıdır, kimisi takıntılıdır, kimisi de saftır. Çocukken alamadığı bir oyuncağa bakarken hissettiği duyguları, insan yirmi yıl sonra alamadığı elbiseye bakarken yeniden hissedebilir. Bu yediden yetmişe kısmımız olsa gerek.
Bir de tecrübelerimizle değişen kısımlar var. Mesela, ben on yıl önce sorsanız asla yapmam diyeceğim şeyleri yaparken buluyorum bazen kendimi. Çünkü nasıl insanlarla karşılaşıyorsak, dünyaya da öyle bakmaya başlıyoruz biraz. Çoğunlukla yalan söyleyen insanları görmüşseniz, artık insanlara inanmamaya başlıyorsunuz. Yardımsever insanlarla vakit geçirdiğiniz zaman, siz de insanlara yardım etmeye başlıyorsunuz.
Fakat sorun şu ki; ikisi de bizim elimizde olmayan şeyler. İsteğimiz doğrultusunda ne kadar değişebiliyoruz, emin değilim. Ya da insanların bizi değiştirmesini ne kadar engelleyebiliyoruz. Bana öyle geliyor ki; aslında dönen dünyayken, bizler aynı yerde durup hareket ettiğimizi zannediyoruz. Belki de, sürekli bir yerlere gitmeye çalışmak yerine, önce dünyanın nereye gittiğine bir bakmalıyız.