Gecelerden topladım ışıkları
Yazdan maviyi, bahardan yeşili çaldım.
Tıpkı hayalimde ki yazgı gibi.
En tepesinde dağın, en safını içiyorum suların.
Saçların sincap koşuşturması…
Sadık rüzgarlar gibi serinletiyor çehremi.
Bir dokunabilsem, dünya duracak
Mahşer serilecek ayaklarımın altına.
Ama yinede aldırma sen durmasına saatlerin.
Yak bahar kandillerini ruhsuz duvarlarıma.
Sen değil miydin yalarken ayaz köprüleri
Isıtan Dersaadet surlarını?
Onca kalem, pusula ve mürekkep
Tarihten çıkagelmiş mısralarda saklı kalan
Bir virgül kadar kambur şimdi Güneş.
Ne hali hal, ne Ay kadar murdar.
Bahardan öteki bahara ağlayan annem gibi
Çeperleri kan bağlamış tek göz bir oda.
Ama hepsi aktı gitti hayat pınarlarımla.
Ne yaşlı kambur öldü,
Ne de Güneş kaldı tepede.
Mirastır bize artık yukarıdaki hayalet.
Gel gidelim kimsesiz sokaklara
Açalım menekşeler gibi en güzel baharlara
Yok olacak olsakta doğalım varolacaklara
En varlara.
Dolalım kalplerimize, bir nefes gibi en boş odalara.
Açalım penceremizi olmayacaksa,
Hiç olmayanlara.
Ne cüret!
Olacaksa en olanlara.