Şuurunu kaybetmiş bir kuş gibiyim,
kendini zürafa sanan bir kuş.
Ölümün beş tonunu tadmış gibi,
gerçekliği beş kere, acı çekerekte olsa-
tadarak,güneşin doğuşunu,
beş kere görmeyerek.
Ay’ın el koyduğu ışıkla,
kendini göstermesini beş kere, göremeyerek.
Yıldızların yüzyıllar önce ölüp,
bizim daha yeni haberimiz olduğunu,
beş kere göremeyerek.
Ben şuurunu kaybetmiş bir zürafa kuşu.
Sen en sabırlısından bir peygamber
devesi.
Ben en ölüsünden bir ceset.
Sen en canlısından bir leylek.
Ben en sadığından bir köpek.
Sen ise,en nanköründen bir kedi.
Ben daha yuvasından çıkmadan- miğdeye indirilen bir kaplumbağa.
Sen ise benim yiyildiğimi unutan balık.
Ben yem gelmesini bekleyen bir,
istavrit,sen ise;
Yeme takılmamı bekleyen balıkçı.
Ben biraz koyu egzoz dumanı,
sen ise,o egzoz dumanına düşman,
Çevre koruyucu.
Dünya bize çok elips,
Hayat senin ile bana farklı bi uzak.
Ben kuzey kutbunda bir kutup ayısı,
sen ise,bana kavuşamayacak olan bir,
penguen.
Güneş bugün ayrı bi doğdu kadın !
Sanki bana siyah, sana çokmu çok,
Beyaz.