Gücümüz mü bitiyor çektiğimiz acılarla yoksa umutlarımız mı? Her acıya bedel bir boşluk oluşuyor içimizde büyüdükçe, belki de yaşadıkça. Yaşımız değil aslında tekli hanelerden çifte geçen. Gururumuz,kibirimiz,cesaretimiz, hepsi çift hanelerr geçiyor. Hepsi birbiriyle boğuşurken acılarımızla harmanlanıyor ; ikiye katlanıyorlar. Kimse görmeden,bilmeden yaşlanıyor ruhumuz. Bedenimiz de sessizce eşlik ediyor her kayıp anımıza. İçimizde bir çocuk var ne kadar hırpalansa da yaşamaya çalışan. Ara sıra da olsa yaşattığı mutluluklarla nefes alış verişlerimiz anlam kazaniyor. Sahip olduklarımızı , ufak tefek mutluluklarimizi biriktirip o çocuğa giydiriyoruz. Bir sonraki fırtınada ayakta kalabilmemizi sağlasın diye. Onu koruyup saf halimizde kalmaya çalışırken, o , en büyük şükram duyulası olgunlukla bakıp koruyor bizi. Her darbede daha derine inmekten korkarken, karanlıkta bir ışık bir nefes uzatıyor. ” Yaşa! ” diyor. ” Ben yaşadıkça sen de yaşa! “. ” Kötü günleri unut! ” diyor. ” Bak, ben mutlulukları ikimiz için de biriktirdim. En köytüsü olacak olsa bile en iyisini nefesimizde saklıyoruz.” Ve kısacık içten bir gülümseme savuruyor gökyüzüne.