Kayıt Ol
Ağu 2, 2014
1486 Views
0 0

ESPRİ VE ALGILARI

Written by

Espri… Hepimizin hep dile getirdiği gibi bir espri anlayışıvar. Bu espri anlayışının yanında bir de sınırlarımız var elbet, tepki gösterdiğimiz olumlu ya da olumsuz.

Espriye alınmamak gerçekten de tam bir karakter meselesi, bununla beraber espriden anlamak da tam bir kavrayış durumu. Herkes, yapılan her espriyi anlayacak diye bir kaide yok fakat biraz sivri zekalı olmak, öyle sanıyorum ki kolaylaştırıyor bu iki hali. Kimi zekalar en ince ve derin esprileri anında anlayabilip olumlu ya da olumsuz tepki verebiliyor, kimi zekalarsa daha yüzeysellerde alıyor tatmini; kimileri de var ki espriyle arası iyi olmuyor, ne anlıyor ne de yapıyor. Bu bahsettiklerimin hepsine saygım aşırı derecede sonsuz, öyle de olmalı.  Neyse anlatmak istediğim ne espriden anlayanlar ne de espriye alınanlar, anlatmak istediğim, bazı tiplerin hangi, sözde, esprilere güldüğü durumu esasen.

Öyle karelere şahit oldum ki defa kez, hem çevremde hem televizyonlarda, gerçekten artık böyle bir kesimin olduğuna kanaat getirdim kendimce. Şimdi şöyle ki, argo diye bir gerçek var, bunu kabul ediyorum tabii ki de. Bu argo, gerek günlük hayatımızda, gerek filmlerde gerekse de bazı esprilerde kendine yer de buluyor burada da problem yok. İyi de sadece bel altı ve argo esprilere gülmek ne demektir? Anlamak durumunda değil fakat, yapılan her espriye öylece bakan bir tip, ne zamanki küfürlü ya da bel altı bir şaka duyuyor, basıyor kahkahayı. Bu nasıl bir iç dünyadır merak edemeden edemiyorum açıkçası. Ben, argoya gülme, bel altına gülme demiyorum, sadece bunlara gülmek ne demektir gerçekten? Nerede, hangi zamanda yaşanmış ya da yaşanamamış duygu esksikliğidir? Kızmak mı gerekir yardım etmek mi bilemedim de şahsen. Öylece kabul mü edilmelidir bu psikolojiler yoksa yapılması gereken terapi veya tedaviler var mıdır?

Hiç kimsenin gülmesinde, tebessümünde gözüm yok, hak eden herkes bol bol gülümsesin, gülsün dilerim ki. Ama sadece küfürden beslenen espri algılarına üzülmeme de hiçbir şey engel değil öyle sanıyorum ki. Her ne kadar sayıları artacağa benzese de gözlemlerim kadarı ile, dilerim ki en azından benim denk geldiğim kare sayısı her geçen gün, ay, yıl azalır.

Ertugrul Tuncay

Yazmak, bir nevi konuşmaktır okuyanla.
Yazmak, içten gelen bir dışavurumdur.
Yazmak, nefes almaktır.
Kısacası yazmak, yaşamaktır.
Avatar

Latest posts by Ertugrul Tuncay (see all)

Article Categories:
Deneme

Comments to ESPRİ VE ALGILARI

  • Görüşlerinize katılıyorum. Yalnızca küfürden ibaret espri(!)lereden hoşlanmak, oldukça sığ bir bakış açısını temsil ediyor kanımca.

    Avatar bohem zombi 2 Ağustos 2014 10:12

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.