Sonbaharın gözbebeğine, Eylül’e bir kala yazılıyor henüz yitirmediğim satırlar. Hepinize, bir çoğunuza, hiçbirinize sesleniyorum. Kalabalığı dindiren rüzgarlar misafir olacak gecelere. Bilirsiniz, solan yaprakların ağır taşıtıdır rüzgar; solmuş yüreklerin bu durakta yer alması ihtimallerin imkansızıdır. Öfkesi bundan mıdır bilinmez. En sert tonundan seslenir sesinin “Bu durak sonbahar elçisine aittir baylar bayanlar! Böylesi ateşten yürekleri hiçbir esinti söndürmeye yeltenmez.”
Eylül sevmez kirli ve tutsak ruhları. Bu sebepten son durak özgürlüktür, sonsuzluğun sonu kadardır. Adı kadar güzeldir. Ona doğanlar ne mesut! Ben de sonuna doğdum Eylül’ün. Bir nefes yetişmişliğim, bir nefeste yitirmişliğim. Gökkuşağının yedide yedisi yüzde yüzü eder güneşinin. O güneş ki sönerse felaketidir gökyüzünün. Sabaha hayrola! Bir de derim ki fesleğen koyun başucunuzun baş köşesine. Fesleğenler otomatik portakallardan güzel kokar muhakkak. Çok değil, bir günün ardından Eylül Notları belirecek sayfalarda. Satırlardan duyulacak yağmur notaları, yağmurlar yağacak. Dört duvarı olmayan sağanaktır en sağlam sığınak. Bu noktada tek bir ricası olur sizden. Gökyüzüne şemsiye açmayın. Açılan her şemsiye mutlak kaçışların çıkmaz sokağıdır. Satırların veda vaktidir şu dakika. Bir sonraki merhabaya kadar hoşçakalsın geceniz.
.
tugce teymuroglu
2 comments
Kalemine sağlık…
Mutluluk duydum, teşekkür ederim 🙂