Soylemeyecegim kadar yillar once, guney sahillerinde derin yamacli sirali bungolovlardan kiraladigim birinde geceliyorduk. Uzun, cok yorucu yeterinden fazla aylarin sonunda, uc haftaya yakin tatilin ilk duraginda, denize yukarlardan bakan, tahtadan, eski pusku, ufak, bir metreye, uc metre verandaya oturmus, denizi onlarca metre ustunden seyre dalmistik.
Sevdalimla, unuttugumuz hatiralar, yasanmisliklar ustunden muhabbet etmenin keyfinde, demlikle gelen cayimizi icip gecenin karanliginda kaybolmustuk. Bikkinlik verecek kadar yogun calistigim seneyi dusunuyordum ara, ara. Insaatin lanet olasi bitmez vardiyalari. Gece gunduz devam eden, ayda sadece iki pazar tatili olan, camur, toz ve terin yukselen metal, cam ve beton eserimizi…. esaretimizi.
Bir sure devam eden suskunlugum guzel gozlerinde oldugum, tatlimin, sorusu ile kesilmisti bir an.
– Ne oldu tatlim.
Konusmak, soylesmek istemedim. Elimi uzatip saclarini oksadim, usulunca tatli sert cekip gogsume dayadim.
– Biktim, dedim. Devaminda yumusak bir sertlikte devam ettim.
– Neden oldugunu sorma,
Goz yaslarini silmek istedim, aktigini bilerek. Elimi uzatmaya cesaret edemedim. Iki tatli konusmanin manasizliginin acisini cektim. Ellerimi open sicak dudaklar ates oldu yakti derimi. Yuregime merhemi olmayacak vebalar sacildi.
Bilirsinizde eger bilmiyorsan da kelimeler manasiz. Ceylan gozlumun, sarilarak zamanimi gecirdigimin, dalga dalga uzun saclimin, ellerinin oksamalarinda cocuk oldugumun, hickiriklarini ve en kotusu icten, icten en sessiz olanini. Nasil anlatayim gozlerindeki yaslarin ve kabulunun konusmadan icime gectigini.
– Nedenler degil, demistim yillar once. Kabulunun devaminda sozumu bitirmistim,
– Yapmak zorunda olduklarimiz onemli. Nedenlere careler var ama ya yuregin zorunluluklari. Yureginin kabul etmedikleri, bas edemediklerimiz bunlar. Caresi fisiltilarin bitmesi. Yuregine gelip duran fisiltilar. Yillar vermek lazim belki aylar ama o engellenmez fisiltilar ile gozlerinde kaybolmam mumkun mu sevdalim. Mumkun mu yasamimi senin icin feda etmem. Nedenlerin cani cehenneme. Dunyayi yikarim bunun icin . Ama o fisiltilar. Icimden yikamadigim fisiltilar. Her ruzgarda gelen, her dalgada duydugum fisiltilar. Yasam kavgasina dustugumuz seni beni yanliz birakmayan bu sehir yasaminda bunlar azaliyor gulum. Ama ya bundan ciktigimizda. Ya basbasa kaldigimizda. Unutmak istediklerim, yada yapilanlar degil gulum. Affetmeler ya da affedilmeler degil. Yuregimdeki fisiltilar. Lanet olasi fisiltilar. Bas edemedigim fisiltilar.
Veranda da basbasa kalisimizda sessizligim artik tekrar ruzgari duymamdan. Ya da uzaktan gelen dalganin sesini. Beraberinde gelen fisiltilar artik yanki olmus ciglik olmus. Unutulmak istenenlerden, unutulamayanlari almis getirmis vurmus, vurmus yuzume.
Raziyim oysa. Yemin olsun, unutmaya ve sevdami ellerimde tasimaya yarinlara. Ama bu lanet fisiltilar. Ve basbasayiz iste yillar sonra bir deniz kiyisinda, yasamin kargasasinin uzaginda. Sen, gozlerin, ellerin beraberiz. Umutlarim ellerinde buyuyor. Raziyim herseye.
Ve yine ruzgar, ve dalga sesi. Sonunda kisa bir soz,
– Biktim.
Ugruna olecegim sevdalim, gogsume dayali basini kaldirip ufak busesini islak gozyaslari ile kondururken ben nasil aglamam. Hickira, hickira. Ben nasil kahrolmam delicesine. Kalkarken prensesler kadar zarif ve yavas karanlik ile kalirken bas basa yavastan, elinden tutamanin acisi. Ah tanrim bu aciyi yarattin mi sen. Yoksa ben mi yarattim ilk kez.
Hic bir soz yokken dillerde bunu karsilayacak bir soz geldi kapiyi acip odaya giderken.
– Ruzgari ben de duydum yigidim. Olmayacagini soyledi yarinlarin. Dalgayi ben de isittim yigidim. Sevdayla, acilarda yanacagimizi soyledi.
Gece, tek yardimcimdi. O destur alarak bakabilecegim yuzunu sakladi benden. Yanaklarini, gulusunu, kulaklarinin ufakligini, nefesini bile sakladi benden hep duymak isteyecegim kadar sicak olan can nefesini.
Yasamin manasizliginin icinde korkusuzca kayboldum, kalkip ormanin icinde ta denize kumsallara ve otekilerdekilere kadar. Biraktigim sevdalimdi da, kalbimide birakip gitmistim ansizin, oylesine. Terkettigim aslinda sabaha birakmadan, dakikalara birakmayacak kadar ani, bir canta valiz almadan yasam nedenim,ruhumdu. Cekip gittigim daha o oda kapisini kapattiginda, Tanrinin hediyesiydi gulmem ve guzel gunler icin.
Yasama ara verdim uzun bir sure. Yemeye, insanlara, gulmeye. Fisiltilarimla savasmak icin diyarlarimi degistirdim. Kayalar, sular ormanlar ile oldum. Kirlendim, pislendim, arindim. Gecenin sakladigi o mubarek yuze ulasmak icin gecen her saniye sonsuza kadar kaybettmenin korkusu ile savastim fisiltilar ile. Hep kazandilar. Ta ki gunesli bir gun cikti karsima bir dilber.
Guzel degil desem yalanlarima eklenmis olur yeni kelimeler. Nedenini bilmemenin kaygisizliginda, gunlerimizin gececegi gozleri, gozlerimde kaldi. Sadece aldi beni diyarina. Ellerime dokundu, avucladi ve sardi. Kisaca,
– Gel. dedi. Gittim.
Yikadi ciplak vucudumu. Sakallimi kesti. Saclarimi duzetti. Konusmadi. Temiz elbiseler ile beyazlara burundum. Yanimda guvenle uzandi gece. Soyunarak bozmadik buyuyu. Kahvaltida `neden diye sormadi. Aksam oldu yedik. Sahilleri terketmeden dolastik beraber. Nedenleri sormadan, kadin erkek olmadan iki yaprak misali savrulduk ordan, oraya.
Yine sicak gunesin belirdigi bir sabahin korunde sahildeki yerimizi almis, cayimizi termostan icerken, sordum ilk kez,
– Yardim istiyorum Tanridan.
– Belki yardimi almissindir. Belki de senin tek yapman gereken bunu gorebilmek.
– Ama fisiltilar. Cig gibi azalmayan bu iskencem. Ve sevdami her an sonsuza kadar kaybetme korkusunda yasamak.
– Tum fisiltilari duyduguna eminmisin peki.
– ……………….
– Elini ver bana. Iki elinide. Sicakligimi hissedecek kadar ac yuregini. Ve yeniden dinle.
– Duymam gerekeni bilmiyorum,
– Kim bilebilir ki. Yapman gereken tum yasami kabul etmen. Saf ne var su kumsalda. Fisiltilara yenildigin su evrende.
– ……………..
– Dinledigin fisiltiyi getiren dalga saf mi dusundugun kadar. Ya da ruzgar masum. Su gunes bile dogan yeniden sadece bir renk mi. Acilari neden cekeriz. Yureklerimiz baglamak icin degil. Bak avucumda daha once hic tatmadigin farkli sicaklik var. Ne sevgi, ne sehvet. Ama var. Acilar tek ise yarar. Gecmisin azatidir onlar. Sayesinde yeni, yeni renkler sesler duymaz isek dunyaya cehennemi de getirmis oluruz. Ve tanrinin sana en buyuk yardimini reddetmis oluruz.
– ………..
– Opucuk ver bana.
– ……….
– Simdi git azat oldun acilarindan. Bu acilar seni gecmisin kapilarindan kurtaracak. Yarinin hic bilmedigin duygularina, ta tanri katina cikartacak, daha buyuk sevdanin kapilarini acacak. Ve en onemlisi bunu deniyecek cesaret ile yasamin bir cennet misali evrende devam edecek.
– …….. ..