Kayıt Ol
Ağu 17, 2014
975 Views
0 0

geç kaldık – 1

Written by

Etkilenmemenin imkanı yok bilesin. Güneş batarken bulutları kızıla boyuyor, ne büyük ressam güneş, diye düşünmeden edemiyorum. Büyüleniyorum resmen, yoksa büyücü mü? Ama şunu da açık yüreklilikle söylemem gerekir ki bu güzelliğe erişmek için tek başına çalışmıyor; bulutlar da duracakları yeri çok iyi belirliyor mesela, gökyüzü mavisini esirgemeden paylaşıyor, bu paylaşıma karşı yeryüzünün yeşili gülümsemeden duramıyor tabi haliyle.
Pek geleni gideni olmayan uzak bir tepe var, oradan izliyorum bu ölümsüz manzarayı. Böyle üstatları görünce, konuşmayı deniyorum ama nafile daha cevap vermediler/vermiyorlar/vermeyecek gibiler. Sanırım güneş pek kulak asmıyor söylediklerime. Açıkçası ben de çok fazla umursamıyorum artık, alışkınım söylediklerime cevap alamamaya.
Neyse güneşin etkisi kaybolmaya başlıyor bir süre sonra. Gökyüzünün yeni mimarları geliyor sahneye. İlk başta çoban yıldızı görünüyor ve daha sonra başka yıldızlar. Siyaha dönüyor gökyüzünün mavisi ve yıldızlar umudun ışığını gönderiyor yüreğime. Bu görüntüyü çok daha fazla seviyorum. Bir de ay nazlı nazlı görünmeyedursun. Hafiften rüzgar da esiyorsa tamam. Kesin bir şarkı-türkü-şiir söyletir/yazdırır. Sana yeminle söyleyeyim ki, böyle bir anda, böyle bir yerde ölemezsin.
Bir tane baykuş var, sesini duysan oradan ayrılmak istemezsin eminim. Görsen çok tatlı bir hayvan, bayılırsın ona. Oturursun benim kendi elimle yaptığım sandalyeye, huzurun sesini dinlersin. Gerçi sandalyenin de ayağı kırıldı, tamir ederim ya. Sen oraya otur da, ben alırım sandalyenin kırık ayağının yerini merak etme.
Sen olmayınca eksik oluyor tabi. Yokluğun bu kadar güzelliğin üzerine gölge düşürüyor. O kahrolası yokluğun. Sana sitem etmek değil niyetim; bütün sorunum olmayışınla, biraz da geç kalışınla. Geç kalmış olmasaydık böyle bir yazı yazmaya ihtiyaç duymamış olacaktım.
Uzun zaman olmuştu gitmeyeli, nasıl özlemiştim anlatamam. Dün yine oraya gittim. Yolda gördüğüm; taşlarla, kuşlarla, ağaçlarla, çiçeklerle, böceklerle; koklaşa, oynaşa gittim. Biraz erken çıkmışım tepeye, baktım hava hala sıcak, en sevdiğim alıç ağacıyla muhabbet etmek istedim biraz. Senden bahsettim; gülüşünden,gözlerinden, yürüyüşünden. Bir dahaki gelişimde seni getirmek istediğimden falan söz ettim biraz da. O bilir benim burayı ne kadar çok sevdiğimi. Seni çok sevmemiş olsam senden konuşmayacağımı da bilir. Benim bütün mutluluğuma, heyecanıma karşı o sessizdi, bana hiç cevap vermedi. O kadar senden bahsettim gülümsemedi bile, şaşırdım kaldım. Ne diyeceğimi bilemedim.
Güneş artık dağlara çok yaklaşmıştı, ben de sessizliğinin sebebini çözemediğim alıç ağacını orada bırakıp devam ettim yoluma.

Avatar

Latest posts by yunus başyiğit (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.