Kayıt Ol
Ara 24, 2014
1080 Views
0 0

Gerçeğe Dair…

Written by

Sefil gecekondular sarayların girişinde kalıyor, özgürlük anlam değiştiriyor, evraklarla eşitleniyor. Ve gece olup, şehir uyuduğunda çok fazla şey oluyor. Bastırılan çığlıklar, sessiz ölümler ve soğuğa direnemeyen bedenler bir bir beliriyor. Acıyla karışan her duygu yenik düşüp yerini kedere bırakıyor. İnsanlık kendini kaybediyor. Her gün kendi için daha fazlasını dilemek yerine, herkese biraz dilemek varken, insanoğlunun istekleri asla bitmiyor. Dinmeyecek bir hırsla…

Yaşamımızı yıllardır binaların arasında sürdürüyoruz. Sahi, binaları doğadan korktuğumuz için mi inşa ettik? Renklerini yitirmiş gri şehirlerde, dumanlı caddelerde yürüyoruz. Doğal bir şeymiş gibi davranıyoruz. Hep monoton ve anlamını sürekliliğin doldurduğu işlerle meşgul oluyoruz. Hep geleceğe yönelik düşünmekten geçmişin geleceğini, şimdiyi, mahvediyoruz.

Çok çalışmış küçük adam ve kadınlar olarak, takım elbiselerimizin içerisinde kendimizi unutuyor ve bir anda “herkes” oluyoruz. Küçük ayrıntılara ve haksızlıklara dikkat etmeden, ıstırap ve çığlıkları sahte dış görünüşlerle bastırıyoruz. Öyle ki; kendi ceplerimizi bile kontrol etmekten aciz yaşıyoruz. Pencereden bakmakla geçirilen bir ömür nasılsa, öylesine boş…
Eleştirel düşünmeyeceksek eldeki umudun ne önemi var ki? Para yasasının insanları öldürdüğünü, insanların da para için yaşadığını kim inkâr edebilir? Sistemin bizi darp ettiğini, fikir, duygu ve düşüncelerimizi zedelediğini, istedikleri yolda çalışmak ve çabalamamızı emrettiğini kim inkâr edebilir?

Önüme çizilen tüm kırmızı şeritleri geçerken bu sistemin yolcusu olmayı reddediyorum. Söyleyeceklerimin çoğunu sansürlememi gerektiren bu ülkede, umudum tükeniyor.

Işığa ulaşmak için verilen mücadele epey uzun olsa da, kendimiz olursak klişeler yok olacak.

Meltem Kaya

Meltem Kaya.
1998.

Latest posts by Meltem Kaya (see all)

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.