Bugün kendimi farkettim. Aynı zamanda dünyayı da farkettim, mesela doğayı. Ben ilk defa soluk borumdan geçen nefesin mütevaziliğini farkettim. Onu ne kadar boşa kullansakta bizimle. O nefes bize can veriyor, umut veriyor. Ama biz onu hak etmiyoruz. O nefes dünyaya ait. Doğaya. Ve biz o doğayı şuan kendi benliğinden yok ediyoruz. Doğanın bize ihtiyacı yok, ama biz onsuz yapamayız. Aldığımız nefes bu kadar kudretliyken, kendimizi aptalca şeylere yoruyoruz.”Kıskanmak, üzülmek , küsmek o kadar saçma ki. Hayatta bunları yapacak zaman yok. Sadece sevgi için zaman var.” bu sözü bir kitapta okumuştum. Bu söz üzerine çok düşündüm. Ama evet dünyanın en doğru cümlesi bu! Kendime soruyorum ” Ben neden burdayım?” bunun cevabını bilebiliceğimi düşünmüyorum. Çünkü bu dünya insansız doğdu, insansız ölücek. Yani bir neslin sonu var. Ama yine de ölüceğimizi bilsek dahi yaşıyoruz, bu da insanlığın en mükemmel tarafı. E madem öleceğimizi biliyoruz kendimizi üzmeyelim, boş durmayalım, yazalım okuyalım, öğretelim. Sevelim. Artık biliyorum yaşamanın ne olduğunu. Mutlu son olamayacak tabii ki, ama geride bıraktıklarımızın mutlu sonu gelene kadar daha yaşıyor olacaklar. Ve ben bunu LÖSEMİ hastası olarak hastane yatağımda farkettim.