Kokladım, kokladıkça yokladım ve anladım; eskisi gibi sevda kokmuyordum. Doların yükselişinden söz ediliyor; senin kalbimden gökyüzüne yükselişini ve kuşları bıktırışını görmeden…
Vaz geliyor, koşarak vaz caymalara çatarak kaşlarımı ritmik tüysüz kalmaktan korkan kırılmışlıklarını da devir teslim törenine katarak… Anlamıyorsun, öyle değil mi?
Bıktım kendimden ben. Bir gün ipsiz sapsız, ertesi gün marifetli aşk zalimi oluyorsun kalbimin vitrininde. Satamıyorum seni kendime bile; zaten param yetmez artık sevmeye…
Sevda satışında başlık parası bile mırın kırın eden bir yoksulum. Yoksunum… Katmerli sen ikramında bana ruhun bile kalmadı. Kökü dışarıda ruhu benden firari uslanmazım; sevda kokmuyorum artık. Köprüler geçirmiyorlar beni artık bedavaya; sırf âşığım diye…
Ellerine gamze bırakır dans partnerin, gülüşünden cemiyet helalliği geçer. Gül tabii…
Sevdaya dahil asi bayrakları taşımıyorum. Bayram da helalleşti; artık sana kurban değilim ben… Alnıma yalnızlığımın kanını sürdüm, haktır; helaldir, harama sevdalanmam ben… Yeknesak tufanların tutan acemilikleri sardı birden; gerek yok üşümüyorum artık zaten…
Dilara AKSOY