Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
“O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Hepimizin yaptığı en büyük hata birilerine bağlanmak. Hayatımıza çok insan girip çıkar. Kimi canımız olur,kimi yandığımız. İnsan sevmezse kimseyi hayatına almaz. Hayatına aldıklarını da hep eşit derecede sevmez. Bazılarını öyle bir severki sevgi kavramı dile gelse o bile haykırır. Sanki kusursuzmuş gibi saplanırız. Oysa kusursuz olan hiçbir şeyi hesaba katmayız. Kusur nedir,ne demektir hiç düşünmeyiz. Kendi kurduklarımıza kendimizi inandırırız. Gitmeyeceklerine o kadar inandırırız ki kendimizi,gittiklerinde gece tenhalaşan sokaklar gibi kalırız. Artık hasret kalırız birilerine. Gitmek kavramını karıştırmayın,insanlar fiziksel olarak sadece öldüklerinde giderler. Asıl gitmek beden dururken kalbin ortamı terketmesidir. En acısı ve en tesirlisi odur zaten. Gidecek birine gitme demek ölecek adama ölme demek,taşı suya atıp batmamasını dilemek velhasıl denizi olmayan bir şehre deniz getirmek yani imkansız. Bendeki deli cesareti beni imkansız kavramının varlığını,yok diyenlere karşı savaşmaya itiyor. Herkese inat imkansızlık vardır diyorum. Bazı insanların dönmeyeceği gibi. Ölen birinin geri gelmesi beklenemez, beklesende boşadır. İçimizde öldürdüklerimizinde gelmesini beklemek ağustosta kar beklemek kadar faydasız. İnsanlar hayatlarında hep birilerini kaybeder kimi ailesizi,kimidostlarını,kimi en sevdiği ve sahip olduğu eşyaları. Asıl mevzu korkulanı kaybetmek. İnsanlar birilerini kaybetmekten korkmasa aslında kaybettikleri kişi annesi babası olsa yinede alışırlar. Korktukları şeyler varsa bu bir kalem dahi olsa onu kaybedince sanki annesini kaybetmiş gibi üzülürler. Korkunun başladığı yerde iş zorlaşır. Birilerini sanki onları kaybedecekmiş gibi yaklaşan hatta kaybetmekten ödü kopan insanlar hep kaybeder. Korku duvarlarını yıkmasına yardım eden kişi yani baş kahramanı duvarları yıkıp öylece bırakır ve gider. Ondandır insanların güven problemi yaşaması,herkese,her şeye korkuyla yaklaşması. Sonra yavaş yavaş kaybeder korktuklarını… önceden olsa alışabilir ama söz gelimi korktukları olunca kaybetmek sanki bir taş gibi oturur. Kendi hayatını kendi yönetememeye başlar. Herkesin hayatı kendi oyunudur,oyunu kaybetmeye başlar bu sefer. Şahken piyona döner mesela. Bunlara sebep olan hiç kopmak istemediği, giderse ne yaparım dediği insanlar yüzündendir. Giden mağlup etmiş,galibiyeti kollarına alıp savaşı terketmiştir. Mağlup olansa yaşamaya devam etmiştir. Enteresan olan da budur ne yapması gerektiğini bilmediği anlarda ölsem naraları atar ama hiç ölmez. Sensiz yaşayamam dedikleri insanların yokluğunda yaşamayı öğrenir. Tabii öğrendiğine yaşamak denirse… Hepimiz bir şekilde yaşıyoruz ruhen dünyada olmasaktabedenen buradayız. Yaşıyor gibi görünüyoruz ve herkes herkesi yaşıyor biliyor. Ne yaşamışsın ne olmuş kimse umursamıyor. Her insan kendi penceresinden bakıyor hayat denilen yaşmlara. İşte sırf bu yüzden yaşıyormuşuz gibi yapmak hatta başarılabilirse yaşamayı öğrenmeliyiz. Tutunacak dalın içimiz olduğunu düşünerek. Kimseye ihtiyaç duymadan. Hayatımızın kapısını girenle tamamen kapatmadan, her an gidebileceğini hesaba katarak, bir miktar kapıyı aralık bırakarak yaşamayı öğrenmeliyiz.
Kimse unutmasın bir dolabı tıka basa kıyafetle doldurduysanız yeni kıyafet koyabilmek için eskileri çıkarmak gerekir. Hayatınızdaki bazı insanlar gitmeden gelenlerin yenliği anlaşılmayabilir bazen. İçimizden gönderemediğimiz insanları göndermek zorunda kalırız sonra. Gitmek ve gelmek sözcükleri anlam bakımından karşıt lakin uygulanış olarak yapbozun birer parçaları. Gitmek olmadan gelmek olmaz,gelmeden de gidilmez. Gidişler insanların içinde birer yangın gibidir. Gitmelere bağrılır,kızılır… Gitmek kavramı canlansa ağlar.
Alışmak gerek bunlara yani gitmelere. Hayatta hangi üniversiteye gideceğim,hangi şehirde yaşayacağım diye düşünürüz. Tek bir hakikati hesaba katmadan. Ölümlerle gidişler..işte sırf bunun için alışılmalı gidişlere. Nasılsa herkes gidecek demeli. Biri hiç beklenmedik anda gidince afallamamalı yani yıkılmamalı. Alışmalı,alışmalı,alışmalı…
gitmek