Kendimi bir çok kez garip hissettiğim zamanlar oldu. Ama bu sefer garip hissederken bir son, bir kurtuluş! Diye bağırasım geliyor. Bağırıyor muyum? Hayır. Ama bağırasım geliyor. İçimde fırtınalar birbirleriyle yarışıyor, ben arkalarından bağırıyorum. Fırtınaları hissedebiliyor musunuz? Ben hissediyorum. BEN BEN BEN BEN! Tüm sorunum bu değil mi? Düşmemeliyim! Düştüğümü kimseler görmesin, ama kalkarken tüm evren beni izlesin! Ahmaklar gibi hissediyorum, aslında bir ahmak değilim sadece hissettiğimi belirtmiştim. Ama içim çürüyor, tükeniyor. Ve ben kendime iyi bakamadığım anlar bile acılarımdan haz alıyorum resmen zevkten dört köşe oluyorum. Aslında benim tek bir sorunum yokmuş. Milyonlar tane sorunum varmış. Eğer kendimi o boşluğa bırakırsam, yalnız gitmeyeceğim. Tüm acılarımla,sorunlarımla el ele, kol kola gideceğim. Gülüşlerim bırakamayacak kendini o boşluğa biliyorum.. Çünkü ben onlara öyle öğretmedim. Acılara güldüm, hissizliklere güldüm, kıvranışlara güldüm, ağlarken güldüm. Onlara hissettirmedim bu boşluğumu. Ve ben o uçuruma giderken gülüşlerimi götürmeyeceğim, sizlere söz veriyorum. Sizi o uçuruma sürüklemeyeceğim, eğer bunu yaparsam gülüşlerim beni terk eder, bunu yaşadıktan sonra ben zaten yürüyen bir uçurum olurum. Ben bir kelebeğim, gülüşlerim ise ellerini çırpıştırarak kahkahalar atan bir çocuk! Kelebek bugün var yarın yok, ama sen çocuk sonsuza kadar, sonsuza!
Cantuğ Canpolat