İnsan hayatta birine inanmak, birine güvenmek istiyor. Güven, sevgi, sadakat. Peki bu üçünü birarada bulabilecek miyiz birinde? Kime şans verdiysek güvencimiz kırılıp dökülüyor her seferinde. Ama hala umutluyuz. Kırılan parçaları yapıştırıp başka birine veriyoruz. O da diğeri gibi kırıp parçalamanın bir yolunu buluyor.
Sevgi ister bir insan. Ama sevgiden önce gelen bir şey var. Güven. Birini karşılıksız sevmeden önce güvenebilecek miyim acaba sorusu, herkesin beyninde tur atıyor. Çünkü daha fazla kırılmak istemiyor insan. Daha fazla parçalanmak istemiyor. Her defasında kırılanı yapıştırmak zor çünkü. Her seferinde daha farklı yerinden, daha küçük ve daha çok kırık parça… Bir yere kadar yapıştırabiliriz ama değil mi? En sonunda patlak verir bir yerinden. Ya da artık tamamen vazgeçeriz birine güvenmekten. Bakın, bunu yazarken bile ne kadar yoruldu kalbim. Bir de yaşadığımı, yaşadığımızı düşünün. Ama zaten yaşıyoruz değil mi? Birine güvenmek o kadar zor, o kadar çıkılmaz bir durum haline döndü ki! Tam güvendim diyorsun, bu sefer olacak diyorsun. Diğerine göre daha uzun zaman sonra da olsa bir şekilde kırılmanın yolunu buluyor.
Umarım; kalbiniz, güveniniz, gururunuz çok fazla kırık parçaya ulaşmadan güvenilecek birini bulursunuz. Çünkü artık o kadar zor ki bu, sonu olmayan bir labirentten farkı yok.