
Her insanın kurmaya bıkmadığı, bir türlü gerçekleşmeyen hayali vardır bilirsiniz. Zaten eğer öyle bir hayali yoksa o insan mutludur, umutludur, her istediğini elde etmiş, her istediğine ulaşmıştır. Onun için hayal pek de ulaşılmaz değildir hani. Oysa ben öyle hayaller kurarım ki, kurarken bile imkansız cümlesini başlığa yerleştiririm. Bu arada her hayalimin bir başlığı var elbette, hatta hatırlıyorum da birinin adı ‘Masum Ufo’ gibi bir şeydi gerisini siz düşünün artık. Her birine bir başlık koyuşum onca hayal içinde yolumu bulmama yardım etmekten ziyade nerede hangi hayali kurduğuma dair de ipuçları veriyor bana. Eminim sizinde öyledir, yani hiçbirimiz benim tek bir hayalim var o da şu bu diyemeyiz. Hayaller zincirleme gibidir bilirsiniz, bir hayal diğer bir hayale zemin hazırlar, devamı gelmeyen bir hayal kurduğumu hatırlamıyorum ki ben. Ondandır zaten gebe kalmış hayallerime yer verişim, elime aldığım beynimde. Onca türeyen hayal içinde gerçekleri görebilmek elbette çok zor fakat gerçeklerden kaçmak bir o kadar da tehlikeli. Gerçeklerden uzak kalan bir insan, hayalleri tek tek suya düştüğünde yaşayacak bir sebep bulmayarak kendisi de suya düşer yani bilmiyorum ben öyle düşünüyorum. O yüzden de pek hayallere kaptırmak istemiyorum kendimi ama gel gelelim ki yine hayal havuzunun içinde buluyorum benliğimi.
Gerçekler zor, acı, pis, kaka. Eskiden bu tür tabirler kirli şeyler için kullanılırdı bilirim ve hala da öyle gerçekler çok eeg cızz. O yüzden hayal kurmaktan hiçbir zaman vazgeçmeyiniz, gerçekleri unutmadan kurulan hayallerin pek zararı olacağını düşünmüyorum ama suya düştüklerindeki ‘Hayal Kırıklığı’ eyleminden sonrası için hiç iyi şeyler söylemek gelmiyor içimden, kalın sağlıcakla…