Kayıt Ol
Kas 22, 2014
1433 Views
3 0

Haykıralım Duysunlar, Yürüyelim Görsünler, Anlatayım Öğrensinler (!)…

Written by

kadin-s__iddetAA

“Şiddete, Irkçılığa, Sömürüye Karşı Kadınlar Mücadeleye”

 Takvim yapraklarına bir katliam daha yazıldı;

25 Kasım bir insanlık ayıbı ve utanç tarihidir, başta insanlık olmak üzere tüm kadınlara yönelik şiddetin yıldönümü ve savaşa, sömürüye, yoksulluğa karşı bir başkaldırının, Mirabel kardeşlerin öyküsüdür bu tarih.

25 Kasım 1960’ta Dominik Cumhuriyeti’ndeki diktatörlüğe karşı mücadele eden üç kadının Mirabel Kardeşlerin (Patria, Minerva ve Maria) ve bu diktatörün askerleri tarafından tecavüz edildikten sonra vahşice katledişinin üzerinden 39 yıl geçmesinden sonra 1999’da 25 Kasım tarihi, Birleşmiş Milletler tarafından ‘Uluslararası Kadına Karşı Şiddete Hayır Günü’ ilan edildi.

“Belki de bize en yakın şey ölüm; fakat bu beni korkutmuyor, haklı olan her şey için savaşmaya devam edeceğiz” (Maria Teresa Mirabel 1936)

“Bunca acıyla dolu ülkemiz için yapılacak her şeyi yapmak bir mutluluk kaynağı; kollarını kavuşturup oturmak ise çok üzücü” (Minerva Argentina Mirabel 1926).

“Çocuklarımızın, bu yoz ve zalim sistemde yetişmesine izin vermeyeceğiz. Bu sisteme karşı savaşmak zorundayız. Ben kendi adıma her şeyimi vermeye hazırım; gerekirse hayatımı da” (Patria Mercedes Mirabel 1924)

Üzerinden 53 sene geçmesine rağmen her sene istatistiksel/rakamsal olarak açıklanan; Kapitalist Sistemin ve onun devamı olan ataerkliği kadınlar üzerindeki sömürünün, fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik vb. ayrımcılıklarla beraber artışının ne denli yükseldiğini görebiliyoruz.

Dünden bugüne annelerimizden ananelerimizde üzerimize yıkılan bir miras gibi, çocukken, ergenken, gençken ve kadınken hep kulağımıza küpe olarak taktıkları, kız… Kadın dediğin hanım hanımcık olmalı sözü ve bunu oğullarından oğullarımıza taşıyan zihniyet aslında sistematik bir baskıdır kadının, kadın bedeninin üzerine oynan sistematik bir oyundur.

Bilirler ki kadın özgürleşmesi kadın bedeni üzerine oynan her türlü oyunu bozmakla yetinmeyecek, sistematik oynanan oyunun alaşağı edecek.

Öte yanda en son çıkan SSGSS “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası” kanunuyla/yasasıyla kadınların yoğun ve çetin mücadelelerle kazandıkları çalışma yaşamındaki haklarının gaspının ve bu yasa ile kadınların daha da yoksullaştırılarak. Ataerkilliğe ve kapitalist siteme mahkûm edip ve ucuz iş gücüyle yok sayılmak yada çalışma alanından uzaklaştırarak, çocuk doğurmakla evde dört duvar arasında bir köleliğe itilip onunla boğuşmayı sunuyor kadınlara.

Kadınlar üreticidir; biz kadınlar olmadan çocuklar olmaz, insan var olamaz; insan var olmadan düşünceler devam etmez. Kadın hayatın her yerinde önemli rol tutmasına karşın maalesef bu düzen içerisinde ezilenlerin içinde en ezilenlerdir

Sosyal şiddetinde başka bir gerçeğinin göstergesidir aslında. Kriz bahanesiyle işten çıkarmalar arttı ve bununda faturası her zamanki gibi öncelikle kadınlara kesilmeye başlandı. Eğitimde fırsat eşitsizliğinden kaynaklı olarak kadınların eğitim hakları sürekli olarak gasp ediliyor. Cinsel taciz ve tecavüz (devlet eliyle işlenenler de dahil) görmezden gelinip, bu suçu işleyenler cezalandırılmak bir yana neredeyse ödüllendiriliyor. Töre ve namus adı altında işlenen kadın cinayetlerindeki artış ise her yıla oranla bu yıl daha fazla arttı. Bu örnekler ne yazık ki bu kadarıyla da sınırlı değil.

Gözaltılar ve cezaevlerinde yaşanan devletin sistematik, sindirme ve mücadelede geri durmamız sistemli işkence yöntemi olarak kadına yönelik gerçekleşen başkaca bir politikasıdır.

Diğer yanda Kürtlere yönelik imha ve inkâr politikaları yüzünden Kürt kadınlarında maruz kaldıkları da apaçık ortadadır.

Hapishanelerde tutsak kadınlar, Fabrikada işçisi, Tarlalarda mevsimlik işçi kadınlar, evde evinin işçisi kadınlar ve yine hayatın her alanında ağır çalışma koşullarında ucuz emekle, aşağılanmalara, tacize ve cinsel ayırımcılığa karşı karşıya kalan kadınlar…

Kısacası;

Evde, sokakta, okulda, fabrikadan tarlalara, hapishanelere kadar hayatın her alanında şiddet ve sömürüyle karşı karşıya kalan bütün emekçi kadınları bu sorunlara yılmadan, dimdik birlikte omuz omuza mücadeleye davet günündür “25 Kasım kadına yönelik şiddetle mücadele günü”

                                                                                              Nergiz OYMAK

Article Categories:
Deneme

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.