Kayıt Ol
Kas 14, 2014
1161 Views
0 0

Hepimiz Yalnız Ölüyoruz

Written by

Öyle geceler vardır ki, karanlık kelimesi hafif kalır onu anlatmaya. Etrafını bir mezarın içinden seyredersin, o gün sıra sendedir. Mezarın kazılmış, diri diri gömülmek için kaderine razı olmuşsundur. Böyle gecelerin sabahlarında güneş senin için doğmaz, kuşlar senin için ötmez, hayat devam etmez senin için. Kat kat giyinsen dahi üşürsün, ruhun üşür, ruhun açıktatır çünkü. İşte yıllardır böyle sabahlara uyanıyorum.

İnsan düşündüklerini kelimelerle ifade edemez, bazen etmek istemez. İnsan bazen o kadar yalnızdır ki istesede ifade edemez. Hepimiz giderek yalnızlaşıyoruz bu dünyada, giderek tekilleşiyoruz. Her birimiz kabuğumuza çekiliyoruz. Bunu istemiyoruz, buna mecbur bırakılıyoruz. İnsanlar tarafından anlaşılamıyoruz. Çoğu zaman da anlatılanlardan öyle sıkılıyoruz ki, “susun!” diye haykırmak geliyor içimizden. Onu da yapamıyoruz.

Bunlara katlanabilmek için çelik kapılarımızın arkadasındaki bütün kilitleri sıkıca kapattıktan sonra evimizde kendimize ait güvenli bölgeler oluşturuyoruz. Oysa bu sözde güvenli bölgelerin ayrı ayrı oluşurulmuş hapishane hücrelerinden hiç bir farkı olmadığını bizler de çok iyi biliyoruz, ama dedim ya buna mecbur bırakılıyoruz.

7 yaşına kadar çocuk olabiliyoruz. Sonrasında bitmez tükenmez bir eğitim hayatı başlıyor. Hemen ardından askerlik, hiç durmadan evlilik ve çocuklar. Toplumun bize dayattığı bu mükemmel pastanın çileği de emekli olunca bir tatil kasabasında yazlık alabilmek oluyor genelde. Bu döngü sonsuza kadar sürüp gidiyor. Bu döngünün dışına çıktığın anda yaşadığın toplumda dışlanıyor veya o toplumda yok sayılıyorsun.
10 yaşına kadar çocuk olarak kalmak istersen önce hocanın parmak uçlarını birleştir sesiyle irkilip, hırsla vurduğu, canını çok yakan tahta cetvel sana izin vermiyor. Ben askere gidemem, kimseyi öldüremem dediğin zaman bir anda vatan haini ilan ediliyorsun. İnsan öldürmemenin suç sayıldığını o anda anlıyorsun. Ya da zaten aile zoruyla okuduğun bölümde başarılı olamadığında beceriksiz ilan edilip bundan bir halt olmaz diyerek evlendiriliyorsun. 35 yaşını geçmeden evlenmelisin eğer beceremezsen ya evde kalmış sıfatıyla dolaşırsın yada cinsel eğilimlerin sorgulanmaya başlar. Bu arada emekli olduğunda da bırak yazlık almayı yürümek için baston alıcak paran bile kalmıyor.

Hayatlarımız kum saatleri misali. Ne kadar yerimizden kıpırdasakta ne kadar didinsekte kumlar aynı hızda durmadan akmaya devam ediyor. Yıllarımız başka insanların koymuş olduğu kurallara itaat etmekle geçiyor. Hepimiz acı çekiyoruz, hepimiz içten içe çürüyoruz. Ama yaşadığımız toplum karabasan gibi üstümüzde. Ne hareket edebiliyoruz ne de sesimizi çıkarabiliyoruz. Sonunda hepimiz yalnız ölüyoruz. Daha doğrusu yalnız ölmeye mahkum bırakılıyoruz.

Avatar

Latest posts by Cihan Kurt (see all)

Article Categories:
Deneme · Hayata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.