Kayıt Ol
Eyl 15, 2019
151 Views
1 0

İNSAN ÜZERİNE

Written by

Hayatta her insanın bir misyonu vardır.Her birey kendini bir özelliğe ya da bir yetiye karşı sorumlu tutar.Bu misyon yüklemesi iki adımda gerçekleşir:

 Birinci adım toplumun sana yüklediği misyon.

Bu misyon yüklemesi küçük yaşta başlar.Fakat buradaki küçük yaş olarak kastedilen dönem,bireyin dünyayı ve kendini tanımaya başladığı ama bununla ilgili bir girişimde bulunmadığı dönemdir.Bu dönemde birey kafasında oluşturduğu “ gerçekçi ütopya” nın toplumda karşılığını bulamadığını görür.Bu karşılığı bulamayan birey isteyerek ya da istemeyerek kendi hayallerini karşılamayan toplumun içinde bulur.

 İşte asıl sancılı dönem burada başlar.Birey çok geçmeden toplumun içine karışmış biri için normal,kendisi içinse yıkıcı ve büyük bir gerçeği anlar.Aslında onlardan hiçte farklı olmadığını ve neredeyse aynı düşünce yapısına sahip olduğunu fark eder. Bu aşamadan sonra bireyin kişiği aile,sosyal çevre,okul gibi toplum öğeleri tarafından şekillendirilmeye ve sınıflandırılmaya başlar.Bu aşamalar sonucunda artık toplum nezlinde bireyin profili neredeyse tam olarak çıkmıştır.Sonuçta artık iyi ve kötü misyonlar eklenmiştir.Birinci adıma amansızca sokulmuş,kendini orada bulmuştur.Birey kendi içinde bu sokulduğu misyonun muhakemesini yapmaya başlar.”Ben bu değilim.” veya “Evet,ben buyum.”diyerek ikinci misyon adımına geçmiş bulunmaktadır.

 Hayatlarımızın veya hayatların can alıcı noktası budur işte.Tamamen insanın kendine sunulan şıklardan birini seçmesidir.Yeri gelecektir ki bireyde o şıkları sunanlardan biri olacaktır ya da olmayacaktır.İşte buna kendine en uygun ve iyi şıkkı seçerek karar vermeye çalışır.Fakat birey bu noktada da yanılıyordur.Çünkü genellikle bu sıçrayışı gerçekleştiremez,kendinde o atılganlığı görmez.Tam bu durumda her çağda süregelen ve varolan ÖLÜ JENERASYONLAR ortaya çıkar.Yığınlarca ölü hayal mezarlığı… 

 Bu sürece giren bireyin artık geri dönüşü yoktur.Bedenen yaşamaktadır ama zihnen ölmüştür.Birey geriye kalan hayatını risk almayarak, belli başlı rutinlere boğarak geçirir.Toplum bu durumun parayla değişeceğini zanneder.Ama bir ölü jenerasyon için sınıf atlamak mümkün değildir çünkü ölü birey kendinde o cesareti ve enerjiyi bulamaz.Aklında yarattığı gerçekçi ütopyayı çoktan kaybetmiştir.Artık rüyalarında bile göremez, hissedemez.Bu şekilde birey misyon hareketini sonlandırır ve toplumsal hafızada yer kazanır. 

 Bir çöpçüyü ele alalım.Çöpçünün neden çöpçü olduğunu düşünmeyiz.Çünkü buna karşı verebileceğimiz kalıplaşmış cevaplar vardır.Ekonomik yetersizlik, eğitim almama, geniş bakış açısına sahip olmama gibi cevaplar veririz.Çoktan toplumda karar görmüş bir profil oluşmuştur çünkü. Hiç kimse bir çöpçünün müthiş bir edebiyatçı olduğunu düşünmez. Ya da bir deha olabileceğini, orijinal fikirlerinin olabileceği kimsenin aklına gelmez ve kabul görmez.Buna verilecek cevap çok kolaydır; “Bir deha olsaydı çöpçü olmazdı.” Bu önermenin yanlış olabileceği kimsenin aklına gelmez çünkü kimse o çöpçü değildir ama herkes ona çöp toplama misyonu yüklemiştir.

 Bunun nedeni her bireyin teker teker toplumda yalnız başına bir YABANCI olmasıdır.Bu yüzden de o çöpçünün hayatı ve hayalleri umurumuzda değildir.Onun şahsiyeti bizi ilgilendirmez, onun misyonunu bizler yükledik çünkü. TIPKI BİZE YÜKLENDİĞİ GİBİ… 

Avatar

Latest posts by Can (see all)

Article Categories:
Deneme · Hayata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.