Yıldızlar tek tek sönüyorlar. O muhteşem karanlık yerini aydınlığa bırakıyor. Kuşlar yavaş yavaş yuvalarından çıkıp şakımaya başlıyorlar . En sevdiğim şarkıyı kapatıp uyku gözlüklerimi takıyorum .. Yatağıma yavasça uzanıyorum. birden bir el hissediyorum sol omzumda . uyku gözlüğümü çıkarıtıyorum. telefonuma bir mesaj gelmiş . isimsiz ama .. Gel artık yazıyordu .. sanırım gitme vaktimin geldiğini anlamıştım. çok ince sesleri duyabildiğimi fark ettim . Bu sessizlikte bütün sesleri duyabiliyordum. sanırım kafayı yiyorum. odamın ortasında Işıltılar beliriyor belli belirsiz bana uykuya dalmamı söylüyorlar. Fısıltılar kulağımda . Yatağıma geçiyorum. Telefonuma bir mesaj daha geliyor. “Hazırsan Seni Almaya Geliyorum”.. Bekliyorum sabırsızlıkla … Işıltılar çoğalıyor.
-Geldin mi ?
-Neden gelmen bu kadar uzun sürdü ?
-Ben de seni çok özledim.
-Hadi gidelim…
Işıltılar çoğalıyordu… Bedenimi görebiliyordum. Öyle yatıyordu işte yatakta … Babam haklıymış ne tatlı uyuyormuşum. Bu yüzden mi hep pazar kahvaltılarımızı kaçırırdım ? Yükseldim iyice.. Ben güneş ışığını sevmem . kaçıyorum . nereye gittiğimi bilmeden kaçıyorum. o kadar hızlıyım ki kendimi bile göremiyorum karanlık bir yerler buldum. Gün ışığı geçene kadar burada saklanabilirim diye düşünürken birden kendimi bambaşka bir yerde buluyorum. .. Çok aydınlık. Gözlerimi sımsıkı kapatıyorum… Sanırım bu son gün ışığımdı…