Kayıt Ol
Haz 16, 2019
111 Views
0 0

İçsel Boğuşma

Written by

Şu sıralar hiçbir şeyden zevk almıyorum. İçtiğim sudan, yediğim yemekten ya da izlediğim dizilerden. Su tat vermiyor diye daha dün bir şişe şarap bitirdim. Yemek yaparken oyalanmak hoşuma gidiyor diye bir sürü yemek yaptım ama hiç birini yemedim. Belki oyalanırım, kafam dağılır diye bütün gardırobumu boşalttım ve yıkadım, sıra ütülemeye gelince üşendim, kafamı koydum bir yastığa boş boş tavana baktım. Neden böyle oldun diye sorarsanız verebileceğim bir cevabım bile yok. Galiba bu bünye yoğunluğa alışmış, şimdi de ne yapacağını şaşırmış durumda.

Zor bir bölüm okuyorum, dönem başlangıcından bitişine kadar neredeyse her ders için her hafta bir ödev teslim etmek gerekiyor. Benim meğer kafamı dağıtan en yegane şey buymuş, ya da ben bunu alışkanlık haline getirmişim. Tatile girince de böyle afalladım.

Dışarı çıkıp adım atmak bile beni üşendiriyor. Uyumak istiyorum ama vücudum bunu istemiyor. Boş zamanım var artık müzik yapabilirim diyorum, piyanonun başında sadece beş dakika oturabiliyorum.

Üstelik aylığımı da çok çabuk bitirdim, dışarı çıkıp bir kahve içeyim desem, hoş, param olsa yine çıkmak istemeyeceğim. Kahve değil de , gideyim bir iki bira devireyim desem müziksiz bir ortama girmek de istemem, e öyle olunca bir bara gidince aklıma o birisi gelecek.

Gireyim bir iki satır yazayım diyorum, metnin sonunu getirmeyi geç cümlenin sonuna hangi kelime yakışır onu bile bilemiyorum.

Bu böyle devam ederse kendimden nefret etmeye başlayacağım. Çok sevdiğim de söylenemez zaten.

Gulnur Keser

Akdeniz Üniversitesi/Peyzaj Mimarlığı
Solist..
Gulnur Keser

Latest posts by Gulnur Keser (see all)

Article Categories:
Edebiyata Dair

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.