Zaman, kayboluyor kalabalık yaşamlarımızın sokaklarında . Bölünmüş , binbir çeşit ruhumuzun hanelerinde titreyen cılız bir mum ışığında dans eden günlerimizin misafiri artık.
Parmaklarımızın ucuyla çevirdiğimiz ömrümüzün rakamları .
Sonsuzluğu cildimizde değişen yaş çizgileriyle kavradığımız, yetecek zannettiğimiz seksen yılın kamburuna yüklediğimiz küfede.
Ve yine değişen sokakların , caddelerin ,büyüyen çocukluğun gençliğinde fark ettiğimiz dünlerimiz .
Her anımızı çözdüğümüz aklın ıslak ve sınırlı havuzunda renklendirilmeyi bekleyen fotoğraf karelerimiz.
Zaman , harcamaya vakti olmayan yaşamlarımızın para karşılığında sattığımız herhangi bir şeyi .
Bilinmeyen geleceğimize ,yaşayacağımızı varsaydığımız birkaç yılın bedeli olarak bozdurduğumuz birkaç kuruş kağıt parçası .Yaşanmamış günlerimiz için yaşayan günlerimizi feda ettiklerimiz.
Gençliğimizi hayatın oburluğunda doyurduğumuz , düzenin susuzluğunda boğduğumuz sembolist trendlerin vitrinlerinde sergilediğimiz etiketlerin üretim tarihi.
Yani bize doğuştan verilmiş isimlerimizin önüne ekleyeceğimiz makam ön adlarımız için harcadıklarımızın onlarcasından yalnızca biri . Ama şüphesiz en ağır kaybımız .Geri verilmeyecek saliselerimizin ölüm dostu ve ödenmesi mümkün olmayan nefes alışlarımızın anlamı .
Düşünün en son ne zaman gözlerinizi güzelliğin açlığıyla doyurdunuz ; Kulaklarınızı tıkayan yaşam şartları söylemlerini susturup kendi içinizdeki şarkı söyleyen deniz insanların da buldunuz kırılmış ruhunuzun parçalarını?
En son ne zaman birleştirdiniz dağılmış fikirlerinizi arzularınızın masasında ? En son ne zaman yaşadınız sadece yaşamı isteyerek?…
Uzaklarda bıraktığınız çocukluğunuzun oyuncaklarında arayın gerçek sevinçlerinizin nedenini . Gün batımının çektiği gün doğumların da değil çünkü zaman başlangıçlarınız . Kaybettiğiniz dakikaların zaman akrebinde . Davası çözülmemiş hesaplarınızın sanık kürsüsüne çökmüş suskun gönlünüzde
Bulun ve çıkarın saklandığı yerden kayıp zamanlarınızı .
Ve sorun zaman hırsızına: ‘’Çaldığın zamanın bedeli ödüyor mu kalan günlerimin faturasını ?
Vazgeçtiklerim iyi kiler de diriliyor mu ?
Sustuklarım hecelerde doğup, sözcüklerde büyüyüp cümlelerde yaşlanıyor mu ? ‘’
Ve sorun içinizde paslanmış hayal çarklarına: ‘’En son ne zaman döndürdün başımı mavi duman sarhoşluklarınla?’’
Sorun : ‘’ Sahi kayıp zamanlarım nerede kesti umudumu?’’
Ve sorun : ‘’En son ne zaman yaşadım ? ‘’diye…