Dizlerinin üzerinde,
En dibe düştüğünde,
Bekleme.
Çünkü içinden geçen olmayacak.
Sana sarılmayacak.
Ağlaman sevilmiyor.
Ağlamak gerçek değil.
Bir Audrey Tautou portresi.
Eve dönerken,
Kapının önüne yaklaşırken,
Heyecanlanma.
Seni köşede beklemeyecek.
–Çünkü sen de onu tamamlamadın.
İç seslerin, bir de dış sesi olmalıydı.
İçeride yankı yapan sesler duyulsaydı, o köşede bekler miydi?
Umutlar arasında hiç görüşmediniz mi?
İç seslerin bir sesi olmalıydı.
Beni benden başka seven birisi var mı?
Varsa, neden o köşede beklemiyor?
Ben de başkalarının köşelerinde mi eksiğim?
Ben de mi üzüyorum?
Sevgi.
Keşke hiç olmasaydı.
Sadece ilk tanışmalar olsaydı mesela.
İkinciye kimse kimseyi bulamasaydı.
Sokak adları değişse, numaraların çivisi düşse ve insanlar özür dileseydi tünellere girdikleri için
Kavuşmak hiç olmasaydı.
Keşkeler daha çok olsaydı.
Keşke tanısaydım.
En güzel histir mesela.
Henüz mahvolmamış bir potansiyel yatıyor orada.
Yaşanmamış sevişler, sevgiyle mırlaşmalar.
-Keşke yapmasaydınız o zaman.
–Sen de keşke sevmeseydin.
Sonradan gelen keşkeler olmasa.
Keşke olmasaydık.
Olmasaydım.
Merak etmesem olmam,
Ve ben bir kediyim.
————————————
” Bir başka hayatta görüşmek üzere… ikimiz de kediyken.”
– Vanilla Sky (2001)