KİMSE VAR MI, BİZİ DUYAR MI?
Bana göre insanın kendisinden önce iç sesi yaratılmıştı ve bizler için bizlerden daha kusursuz tasarlanmıştı.
Devreye girip işleyişi şaşan mantığı pataklayıp adam etsin, heycanlanmayı unutan kalbe ritmini hatırlatsın, sahibine has acı veren frekanslar yayarak yanlışlara ceza olsun diye görevlendirilmiş iç işlerden sorumlu memur desek yeridir.
Dişi, erkek, çocuk, masum,vicdansız,dürüst,yalancı ,iki yüzlü, iyilik sahibi… O an neyi tasvip ederse onu olabilir,oldurabilir.
Gerektiği yerde varoluş sebebi sahibine kafa tutarak bir nevi hizmetkar iken efendi kesilip,cümlelerinin sevabını, günahını sorgulatmaz.
Sonra her doğana benzersiz iç sesler tayin edildi .
Uğurlanırken sırası karışanlar, doğru yuvasını bulamayanlar,bulunduğu yere tutunamayıp yankısı susanlar olduğu idda edilir. Derler ki bazıları bu yüzden aynaya bakınca içiyle dışını kavuşturamaz bir türlü.
Kimi çok yorup hemen eskitir, kimi dostken,düşman kesilir susturmak için. Gün gelir yırtsan kendini cevap vermez, yanıldığında utandığı olur, öyle günlerde istediğin kadar tıklat kapısını. Canı çeker en yumuşak haliyle ama avaz avaz kendi yazdığı şarkıyı söyler, mantığınız onun şarkısını söylerken işbirliği içinde bulur kendisini.
Bazen akşamdan kalma ile çakır keyif arasıdır cevapları.(en sevdiğim halleri)
İnandığım birşey daha var ki ölümsüzdür. Kemikten ,etten fani korunağı göçüp,toprağa karışırken pek duyulmasada dünyada tınısı kalır.
Hatta bazılarımızın iç sesi bir daha dönmemek üzere gidenin fısıltısına hasret kalır. Ve hep merak ederim gittikleri yerde seslerimiz nasıldır?
AYLİN KUZU