Yalnızlık.Çoğunuza basit bir kelime gibi gelebilir.Bazılarınıza hiç uğramamış,bazılarınızdan ise hiç gitmemiştir.Sizi bilmem ama benden hiç gitmedi.İyi ki de gitmedi.Kendimle yüzleşip,kendimden tiksiniyorum;kendimi aşağılıyorum.Sonra aynaya dönüyor;eğilip yüzümü inceliyorum:”Halbu ki temiz bir suratın var.Gören seni saf,temiz biri sanar.Ama içindekileri hepimiz biliyoruz.Çok bayağısın…”diye kendime söyleniyorum.Bu eylemi gerçekleştirirken hissettiğim tek şey tiksinme.Kendimden tiksiniyorum…
Soyuntlanma.En sevdiğim.Bulunduğum ortamlarda yanımda onlarca kişinin hararetli muhabbetleri ve kahkaha seslerini perdeleyen ben.Kimsenin gözüne çarpmam.Konuşmalara katılmam.Soru sorulduğunda cevap veririm.İnsanları izlerim.Kafamda türlü türlü senaryolar kurgular bunları kendi hayal dünyamda hayata geçirir ve olacakları zevkle izlerim.Aklıma birkaç şey takılır.Hemen içimde ki kazan kaynamaya başlar:
-Nasıl bu kadar neşeli olabiliyorlar?
-Belki de öyle gözüküyorlar.Bunu asla bilemeyeceksin.
Ve içsel yalnızlık.Bunalımlı tavırlar.Yaşarken haz alıyorum.Bir anda gözlerimden yaşlar dökülüyor bu eylem en ufak bir duygusal müziğe ve ya acıklı bir filme en olmadı hüzünlü birkaç satıra…Bunları yaşamanın elbette aşamaları var.Kendi dertlerim yetmezmiş gibi başkalarınında dertlerini dinler ortak olurum.Sonra uygun bir ortamda yaşadıklarımı ve dinlediklerimi harmanlar kendimi kendime acındırırım.Sonrasın da ise daha öncede vurguladığım gibi duygu yüklü bir müzik ardından bir de sigara;değmeyin keyfime!
Her ne kadar dalga geçer bir şekilde anlatsamda içim yanıyor esasında.Dışarı çıkıp haykırmak isteyen bir çok derdim var ama tutuyorum içimde besliyorum onları.Elbette ki bu taş çatlayacak tüm dertler ortaya çıkacak ve o gün:”Haykır!Haykır ki ne yaşadığımızı nasıl mücadele verdiğimizi anlasınlar.”deyince kenara çekilicem,olanı biteni büyük bir zevkle izleyeceğim.