Kafada kurgulanan çılgın aforizmalar delirtir insanoğlunun o muhteşem bir düzende çalışan ve kıvır kıvır kıvrımları olan “beyin” denilen et parçasını. Ve tarihte buna ya zekilik ya da ahmaklık demiştir kendini bilmez, düşünmeyi unutmuş adeta hipnozlaşmış ve itaat etmeyi sevmeye başlayan insan toplulukları. Aslında asıl ahmaklar bu düşünceye sahip insanlardır bana göre. Ya da belki de bu insan topluluklarını ahmaklaştıran asıl şey sistemin ta kendisi de olabilir. Düşünsenize size yedi yaşından itibaren “itaat etmeyi” öğreten bir düzen var okullarda. Sürekli tehdit ile büyümüş çocuklar, onların çocukları ve daha fazlası. Asıl sorgulanması gereken olay budur arkadaşım. Öyle fazla uzaklara da gitmenize gerek yok. Bir gün çıkın evinizden, işinizden gidin en yakın ilkokula bakın oradaki beyinlerinin yeni yalan yanlış bilgi almaya müsait olan saf, temiz çocuklara. Sistem sana “en az üç çocuk yap” der, yaparsın. “Üçünü de okut parasını ben vereceğim” der, okutursun. Yıllar geçer sen dünyadan göçersin çocuğun sistemin içinde işsiz beş parasız bir karısı ve bir de çocukla baş başa kalır vesselam. Tebrik eder sistem kendini çünkü artık kalifiye bir itaatkâr üretmeyi başarmıştır. Sanattan, incelikten, sevgiden, sorgulama yeteneğinden uzak bir itaakâr. Bu yanlış mı ya da bu doğrumu acaba diye düşünmeden yanlış bile olsa desteklediği ve sorgulamadan inandığı şeyi savunan kadar aciz bir itaatkâr. Nitekim yaşadığımız güzeller güzeli hatta zamanında doksan-yüz civarında medeniyete sahip olan bu muhteşem topraklarda bulunan memleketimizde bu insanlardan çok fazla var. Yetmiş milyon insan arasında iki insandan biri böyle mesela topraklarımızda. Devlet buna “yüzde elli” diyor. Hoş devlet her olaya yeni isim takmayı çok seviyor bildiğiniz üzere. Darbeye “kalkışma” diyen bir hükumetten bahsediyoruz sonuçta, normaldir yani.