Ben Uşak Eşme ilçesinin Takmak köyünde geniş bir avlusu bulunan, sıcak bir köy evinin sofasının en güzel köşesinde duran bir yer minderiyim.
İçimi pamuktan dışımı da güzel mi güzel ananelerimizin ibrişimle işlediği nakışla bezenmiş hoş bir bursa bezi ile kaplamışlar. Biliyor musunuz diğerlerine göre çok şanslıyım aslında. Çünkü o cıvıl cıvıl insanlar kapıdan içeri girdikleri zaman halıya basıp sonra bir ohh! çekip üzerime kuruluveriyorlar. Yani bende hayat bulup yorgunluklarını bende atıyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor. Gün geliyor üzerimde, mangalda pişen kahvenin tadıyla, lezzetiyle en güzel sohbetlerini,dedikodularını yapıyorlar ya da bir bakıyorsunuz küçük bir çocuk üzerimde kıvrılıvermiş ve en masum uykusunu benimle paylaşıyor…Bu arada, ay! o da ne?…huhh evin kedisi Boncuk :)) Boncuk, mangalın ateşinin etkisiyle mayışmış yığılıvermiş üzerime :)) Hadi boncuk uyan! Hüseyin efendi geliyor !! Nazife ana, Zeynep gelin verin Hüseyin efendinin terliklerini…
Her zaman Hüseyin efendi elinde Hacı tesbihi ile üzerime kuruluverir ve saatlerce oturur, kalkmaz. Hatta yazın o kavurucu sıcağında bütün geceyi benim üzerimde geçirdiği bile görülür. Ehh…! bu da benı çok rahatsız eder. Minder olmanın zorlukları işte. Kimi zaman ezerler; hatta sinirlendikleri zaman ellerine geçtiğinizde ordan oraya fırlatırlar sizi. Bunun yanında en sevmediğim gün ise temizlik günümdür. O çektiğim acıları bir ben bir de kendini benim yerime koyup, o anki duygularımın ne olabileceğini düşünenler bilir.:)) Kimi eliyle, kimi de bahçe duvarına koyarak en kalın meşe odunuyla döverek temizlerler beni.
Bütün bunlara rağmen;
yinede en güzel mevlüt, düğün ve hacı sofralarında yer alırım çok muhterem kişilerin altında :D:D
Bu nedenle ben mutlu bir minderim, bir köy evinin sofasının en güzel köşesinde !!