Kayıt Ol
Ara 7, 2014
2878 Views
1 0

Liselerde Osmanlıca Görüşüm

Written by

Osmanlıca liselerde zorunlu ders oluyor diye kaynıyor ortalık. Her kafadan ayrı bir ses her yerden ayrı bir isyan yükseliyor… Peki sorarım bu dersi istemeyen güzel kardeşlerim; istememe gerekçeniz nedir acaba? Gerçekten çok merak ediyorum…
Sizlere diyebileceğim tek şey şudur; Osmanlı İmparatorluğu mükemmel bir devlettir ve bir daha onun gibi bir devlet gelmez. Her yönden ayrı bir inceliği, güzelliği vardır. Bizim ecdadımız mükemmel bir devlet, mükemmel bir halk-toplum yapısı oluşturmuştur. Farklı dindeki insanlar birbirleriyle hoşgörü içerisinde yüzyıllarca yaşamışlardır. Kısaca bizim ecdadımız mükemmeldi ve bizlerde binlerce kez şüktremeliyiz ki böyle bir ecdadın torunuyuz. Ve biz böyle mükemmel bir ecdadın torunları olarak onların yazdığı orijinal eserleri okuyamıyoruz! Yana yakıla latin harflerine çevrilmiş hallerini arıyoruz. Ne acı bir hal içerisindeyiz… Çinliler 200-300 yıl evvel yazılan eserlerini okuyabiliyorken biz dedelerimizin yazdığı o güzel, o mükemmel, o mübarek Kuran harfleriyle özenerek yazılan mektupları, kitapları orijinalinden okuyamıyoruz! Ve üstelik farklı bir dille yazılmış değiller. Şu an nasıl latin harfleri ile yazıyor isek Osmanlıcada da Arap Alfabesi ile yazıp normal Türkçe olarak okuyoruz.
Osmanlıcayı bilmeye bu kadar çok nedenimiz varken sizin istememe nedeniniz nedir?
Durumumuz çok acı kendi dilimizden kendi harflerimizden başka bir dilden bahsediyormuş gibi Osmanlıca diyoruz. Bu özümüzü yok saymaktır! Asıl şu an kullandığımız dil bizim değil, harflerimiz latin harfleri, dilimize bir sürü yabancı kelime girdi. Peki ya Osmanlıda öyle mi idi? Acınacak haldeyiz… Gitgide tarihimizden, özümüzden uzaklaşıyoruz…
Sürekli aynı soruyu soruyorum lakin birinden mantıklı bir cevap alana kadar sormaya devam edip Osmanlıcamızı savunmaya devam edeceğim…
Tekrar aynı soru; NEDEN?
Bizler Müslümanız Elhamdülillah, ceddimizin bize bıraktığı en en en güzel güzel, en mükemmel emanet Müslümanlığımız. Eğer biz Osmanlıcayı öğrenirsek, ki ayrı bir dil değil, Kur’an’ının o mübarek harflerini öğrenirsek hem ecdadımızın o muhteşem yazılarını orijinalinden okuyabilecek hem de Müslümanların, tüm insanların en yüce kitabı, yol gösteren rehber kitabı olan Kur’an-ı Kerim’i daha kolay okuyabileceğiz. İşte Osmanlıcanın bir yararı daha… Osmanlıca öğrenmenin bu kadar yararı varken, öğrenmemenin ne yararı vardır? Peki başka bir şekilde soralım; öğrenmenin ne zararı vardır?
Sevgili kardeşlerim biz bir ecdadın torunuyuz. Ceddimize sahip çıkalım.!
Osmanlıca ayrı bir dil değildir. Latin harfleri yerine Arap harflerinin kullanılmasıdır. Sözcükler latin harfleriyle değil Arap harfleriyle yazılır, yani dilimizde herhangi bir değişiklik olmaz. Aşağıdaki karikatürlerde görüldğü gibi;
cats

Kısacası ceddimize sahip çıkacak olan biz gençleriz. Osmanlıcayı kendi öz yazımızı öğrenelim, yazalım,okuyalım… Ceddimizi tanıyalım. Onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Osmanlı bir incelik bir güzellik devletiydi, her devlete örnek olan bir devletti. Ve biz devletimizi, ceddimizi koruyacağız inşaallah…
Dua İle…
-BÜşra Aslan-
3F7_osmanlica-ogrenmek-gelecegi-de-kurtarmaktir_1

Büşra Aslan

Yazar, çok yazar, hep yazar...
Mavi'ye gönül vermiş Acemi bir Şair...
Avatar

Latest posts by Büşra Aslan (see all)

Article Categories:
Deneme · Eleştiri

Comments to Liselerde Osmanlıca Görüşüm

  • osmanlıca zorunlu olması bence osmanlı ruhunu kaybetmiş bir topluma zorunlu hale getirilmesi yanlış.bir kere ruhumuzu kaybetmişiz.1 trilyon borcu olan adama 10 lira yardım etmek gıbı birşey.işe baştan başlanmalı.ruhumuzu yakalayarak…

    Avatar Pain 7 Aralık 2014 01:53
    • Ruhumuzu yakalayarak işe baştan başlamak çok doğru bir yorum. işe baştan başlamak için bir yerden başlamamız gerek ve buda neden Osmanlıca öğrenmek olmasın? Bana göre harf inkilabı türklerin Kur’an-ı Kerimi okuması ve tanımasında bir cellat görevi görmüştür. Eğer bizler Osmanlıcayı öğrenirsek ki belirttiğim gibi başka bir dil değil hem maneviyatımız tekrar dirilir hemde baştan başlayıp ruhumuzu yakalamak için bir adım atmış oluruz 🙂

      Avatar Büşra Aslan 7 Aralık 2014 12:33
      • saygı duyuyorum 🙂 fakat başlangıç osmanlıca değil.aynı kuran dersleri gibi.kim faydandı okulda bu derslerde.kuran okunan sınıfta aynı zamanda haramda işleniordu.sadece taklid ederiz.saygılarla.

        Avatar Pain 7 Aralık 2014 18:28
    • Başlangıcın osmanlıca olmaması görüşünüze saygı duyarım 🙂 Haklısınız bir Kur’an dersinin görüldüğü bir sınıfta haram olmaması gerek. Haram işlenen bir sınıfta kurandan istenilen tad alınamaz öğrencilerde bir şey kapamaz lakin kuran derslerini seçen öğrenciler bilinçli olarak seçenlerden oluştuğunu tahmin ediyorum. Ben imam hatip lisesinde okuyor olduğum için haram işlenmeyen bir sınıfta ders görüyorum o yüzden diğer okulların kuran dersleri hakkında çok bir yorumda bulunamam. teşekkkür ediyorum dua ile.. 🙂

      Avatar Büşra Aslan 7 Aralık 2014 20:32
  • Arkadaşlar, savunduğunuz övdüğünüz Osmanlı Devleti sınırları içerisinde yaşayan pek çok farklı etnik köken ve farklı kültürler bulunmaktaydı. 600 yıllık uzun bir süre boyunca Osmanlılar bu kavimleri hoşgörü anlayışı ile yönetmişlerdir. Peki “Farklı dindeki insanlar birbirleriyle hoşgörü içerisinde yüzyıllarca yaşamışlardır.” Cümlesini yazınızda kullanıp nasıl bu kadar hoşgörü dışı, başkalarının yorumlarına ” Her kafadan ayrı bir ses, her yerden ayrı bir isyan” diye söz edebiliyorsunuz, yorumlarınızda başkalarının değerlerini zedeleyip
    ” Bana göre harf inkilabı türklerin Kur’an-ı Kerimi okuması ve tanımasında bir cellat görevi görmüştür” diyebiliyorsunuz. Ben ise bunu yapılamayan şeylere bahane olarak söylediğinizi düşünüyorum.

    “Peki sorarım bu dersi istemeyen güzel kardeşlerim; istememe gerekçeniz nedir acaba?” diye sorduğunuz soruda dahi kendinizi çelişkiye düşüren sorduğunuz sorunun gayet güzel bir cevabını vermişsiniz;
    “Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor” demişsiniz, olması gereken de bu değil mi zaten, her bireyin kendine özgü fikirleri olması çok mu enteresan. Herkes birilerinin mecbur ettiği bir dersi, bir yaşamı yada herhangi bir dayatmayı yapmak zorunda mı? Elbette ki isteyen istediği tercihi yapabilmeli, geçmişine meraklı olan elbette ders görüp istediği dili de, kitabı da öğrenip okuyabilmeli. Fakat bunları başkalarının fikirlerine saygısızlık etmeden yapabilmeliyiz.

    “Durumumuz çok acı kendi dilimizden kendi harflerimizden başka bir dilden bahsediyormuş gibi Osmanlıca diyoruz. Bu özümüzü yok saymaktır!” demişsiniz, isterdim ki “durumumuzun çok acı” cümlesini birilerinin dayatması için değil de. Bir türlü farkına varamadığımız yitirdiğimiz saygı, sevgi ve hoşgörü değerleri için kullanmış olsaydınız. Çünkü bizler her defasında farkında olmadan kaybettiğimiz değerlerimizi( hoşgörümüzü) kaybediyoruz. Her şeyden önemli olan özümüzü kaybediyoruz ve sesimizi çıkaramıyoruz. Sesimizi çıkarabilmemiz için illa ki zorunlu hoşgörü dersi mi olmalı, zorunlu saygı, zorunlu sevgi dersleri mi olmalı. Bunların farkına varmamız için birilerinin bu değerleri kaybettiğimizi söylemesi mi gerekli.Ama biz onların değiştirdiği gündemi tartışmaktan, hiç bir şeyin farkına varamıyoruz.

    “Acınacak haldeyiz” demişsiniz fakat ne bir harf, ne bir dil uğruna acınacak haldeyiz. Acınacak halimiz şu cümlelerde yatıyor aslında;
    “Eğer biz Osmanlıcayı öğrenirsek, ki ayrı bir dil değil, Kur’an’ının o mübarek harflerini öğrenirsek hem ecdadımızın o muhteşem yazılarını orijinalinden okuyabilecek hem de Müslümanların, tüm insanların en yüce kitabı, yol gösteren rehber kitabı olan Kur’an-ı Kerim’i daha kolay okuyabileceğiz. İşte Osmanlıcanın bir yararı daha… Osmanlıca öğrenmenin bu kadar yararı varken, öğrenmemenin ne yararı vardır? Peki başka bir şekilde soralım; öğrenmenin ne zararı vardır?” demenize rağmen Kuran-ı Kerimin mübarek harflerine takılıp kalmışız. O harfleri mübarek yapanın, anlattıkları, öğütledikleri olduklarını unutmuşuz. Her şeyi yüzeysel değerlendirmeye başlamışız. Kuran kursuna gidip, Kuran-ı Kerim’i hatim ettim. kimse beni zorlamadı, çünkü düşünebilme yetisine sahibim, çünkü biri beni zorlamadan da merak ettiğim her ne varsa araştırabiliyorum.

    Çünkü harflere takılmak yerine anlamlarına öğütlediklerini anlamam için birinin zorlamasına gerek yoktur. aşağıda ki, iki alıntının öğrenme aşkı ile yanıp tutuşan fakat harfleri bahane eden herkese bir şeyler öğretebilmesi dileğiyle. Teşekkürler.
    1
    “Zaten din, zorla kabul edilebilecek veya zorla kabul ettirilebilecek bir sistem değildir. O’nda her şeyden önce îmân esastır. Îmân ise, tamamen vicdanî ve kalbe ait bir mes’eledir. Hiçbir ikrah teşebbüsü kalb ve vicdana tesir edemez. Dolayısıyla insan ancak içinden geliyorsa ve gönlü imana yatkınsa îmân edebilir. Bu manâda da dinde zorlama yoktur.”

    2. “Aslında herkes dahidir. Ama siz kalkıp bir balığı, ağaca tırmanma yeteneğine göre yargılarsanız, tüm hayatını aptal olduğuna inanarak geçirir.” Albert Einstein

    Bırakın bizim hayatlarımızı etkileyecek kararlara biz karar verelim. Hayatımızı, istemediğimiz halde zorla ömrümüzden çalınan dayatmalar ile geçirmeyelim.

    Avatar Ugur Can DURAL 7 Aralık 2014 17:35
    • Uğur Abicim benden hem yaş hem bilgi hemde kalem olarak büyük olduğundan dolayı hoşgöreceğine inanarak abi lafzını kullanmak istedim 🙂
      Sevgili abim öncelikle yorumun için teşekkür ediyorum evet bazı yerlerde yanlış düşünmüş olabilirim çünkü ben çok acemi bir kalemim bazen yaşımın vermiş olduğu duygularla başka şeyler yazmış olabilirim. Yazdıklarının hepsine katıldım diyemem ama sayende bazı yanlış düşüncelerimi görmüş oldum. Tabii hala vazgeçmediğim düşüncelerimde var.
      “Acınacak haldeyiz ”cümlemin üzerine “”Acınacak haldeyiz ”demişsiniz fakat ne bir harf, ne bir dil uğruna acınacak haldeyiz.” demişsin ve hemen devamında açıklamandan sonra ““Durumumuz çok acı kendi dilimizden kendi harflerimizden başka bir dilden bahsediyormuş gibi Osmanlıca diyoruz. Bu özümüzü yok saymaktır!” demişsiniz, isterdim ki “durumumuzun çok acı” cümlesini birilerinin dayatması için değil de. Bir türlü farkına varamadığımız yitirdiğimiz saygı, sevgi ve hoşgörü değerleri için kullanmış olsaydınız.” demişsin benim aslında bir yönden de anlatmak istediğim buydu dediğim gibi çok acemi bir kalemim ve bazen kendimi ifade edmiyor olabilirim beni anladığını ve anlayış duyacağını umuyorum 🙂 Görüşlerine saygı duyuyorum dua ile 🙂

      Avatar Büşra Aslan 7 Aralık 2014 20:40
  • Osmanlıca denilen alfabenin değiştirilmesi fikri Abdülhamid’e kadar uzanır. Keza Kurtuluş savaşı sırasında yayınlanan gazetelere ve kimi kararlara göz atacak olursanız pek çoğunun latince olarak yayınlandığını görürsünüz. Bir gecede cahil kaldık lafı en büyük yalandır kaldı ki toplumun ancak %11 i okuma yazama biliyordu. Bununla birlikte yılalrca bizi kökümüzden diye bağıran yazarlar bu konuda ne yapmuışlardır? Osmanlıca kaleme alınan kaç kitabı latin alfabeleriyle yazma çabası içersinie girmişlerdir? Matbaa ile birlikte binlerce kitabı basabilen bir batı emdeniyeti söz konusuyken bu şahıslar neden osmanlıca eserleri latin harfleriyle matbulaştırmamışlardır. Bir de Osmanlıcanın türkçe olduğu iddiası vardır ki içler acısı. Osmanlıca denilen dil arapça ve farsça son dönemlerde fransızca ile birlikte çok az türkçe içeren bir dildir. Cumhuriyet fazilettir kıymrtini bilin bırakın bu neoosmanlıcılık oyunlarını.

    Avatar gocmevsimi 8 Aralık 2014 00:08
    • Tekrar söylemek isterim ki OSMANLICA FARKLI BIR DIL DEĞILDIR evet son dönemlerde latin harfleri ile gazeteler basılmıştır lakin farkındaysanız Osmanlı son dönemlerinde batılılaşmaya çalışıyordu Batılılaşma akımını en güzel gazeteler ile yayabiliyolardı. Arapça ve farsça ile iç içeydi doğrudur lakin Arapça diye bildiğiniz bazı kelimeler türkçedir yani Türkçe kelime pek azdır demeniz doğru değildir. Son dönemlerinde Fransızca’nın dilin içene girmesi ise dediğim gibi Batılılaşma akımının bir başka göstergesidir. Biz cumhuriyete karşı değiliz sevmiyor da değiliz yönetimde bir değişiklik olması gerekiyordu ve Buda cumhuriyetle oldu biz buna karşı değiliz sizlerde bizim osmanlı görüşümüze saygı duymalısınız. Teşekkür ederim..

      Avatar Büşra Aslan 8 Aralık 2014 07:19

Leave a Comment

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.